Üstün ve Özel

 

(Bu bölüme her hafta yeni bir içerik eklenecektir.)

Üstün Yetenekli Çocuk İle Yaşamak

 

     
ImageÜstün zekâlı çocuklar, özel eğitim alanının en çok göz ardı edilen ve eğitim olanaklarından yeterince yararlanamayan grubudur. Bilim, sanat alanlarındaki katkılarına, uygarlık düzeyini oluşturmadaki çabalarına karşın, bu çocukların yetiştirilmesine yeterli ilgi ve çaba gösterilmemektedir. Bunun en önemli nedenleri arasında bu çocuklara ilişkin ön yargıların yattığı gözlemlenmektedir. Bu ön yargıların bir kısmını şöylece sıralayabiliriz:

• Bu çocuklar zaten üstün, onlar için fazladan bir eğitime gerek yok.

• Her ortamda kendilerini geliştirebilirler.

• Bunlara artı eğitim verirsek bir SEÇKİNLER sınıfı yaratırız, bu da topluma üstesinden gelemeyeceği sorunlar yaratır.

• Zaten seçerek öğrenci alan orta öğretim kurumları bu çocuklara yöneliktir, bunun dışında artı bir özel eğitim vermek abestir.

• Üstün zekâlılarla, özel eğitimin ilgilenmemesi gerekir.

Bu görüşleri uzatmak olasıdır. Ancak toplumların gelişme ve ilerlemelerindeki katkıları olağan kişilerden kat kat fazla olan üstün zekâlı ve üstün yetenekli bireyleri toplumun elinden çekip alırsak, ilkel toplumlar hâline dönüşebileceğimiz gerçeğini unutmamak gerekir.

Her çocuğun kendine özgü özellikleri olduğu bir gerçektir. Bireyleri benzemez yapan bu özellikleridir.  Bununla birlikte üstün yetenekli/zekâlı çocukların çoğunda gözlenen belirli özellikleri vardır. Bazı durumlarda kendi yaşıtlarına kıyasla farklı olabilir, davranabilir ya da dönüt verebilirler. Bu çocuklarla birlikte yaşarken ana babasını büyüleyen ya da utandıran belli davranışlar sergileyebilecekleri de unutulmaması gereken bir husustur. Bunun yanı sıra çevresindekileri hayrete düşüren birtakım davranışlar da yapabilirler. Bu nedenle üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocuklarda ortak olan özellikleri ve ailelerin bu özelliklerle nasıl baş edebileceklerini belirlemek gerekmektedir. 

Sonu Gelmeyen Sorular

Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar akranlarına kıyasla öğrenme hızları çok yüksek olduğu için bilgiye açtır. Yaşadıkları çevre ve dünya hakkında hiç durmaksızın bilgi edinmeye çalışırlar. Bazıları her şey hakkında bilgiyi öğrenmek isterken bazıları da bir çekirge gibi bir konudan diğerine ya da bir ilgi alanından diğerine atlayabilirler. Bazıları ise belli bir zaman diliminde sadece özel bir konuya ilgi duyarlar ve bu konu etrafında zaman harcayarak bilgi toplarlar.

Neredeyse sonsuz denebilecek kadar çok soru sorabilirler. Ayağa kalktıkları dakikadan, uyudukları ana kadar dünya ile ilişkili pek çok bilgi edinmek isterler. Üstün yetenekli/zekâlı çocuğa sahip bir aile bu durumu şöyle betimlemektedir. “Çocuğum aynı bir sünger gibi her şeyi emmek istiyor.”

Bu çocukların sordukları sorulardan bazıları aşağıda belirtilenlere benzer.

• Yıldızlar nereye giderler? Neden üstümüze düşmezler?

• Neden karlar ilk önce ağaçların altında erimeye başlar?

• Ağaçlar ısı yaratır mı?

• Şimdiye kadar neden soğuk algınlığı için çare bulunamadı?

• Neden hâlâ savaşlar var?

Çocukların sordukları soruların bir kısmının cevapları vardır diğer bir kısmın da belirgin ve açık herhangi bir yanıtı yoktur. Ailelerin çocuklarının bu sorularına yanıt verirken çaba sarf etmeleri onların rahatlamasına sebep olur. Ailenin verdiği cevapların ise çocuğun anlayabileceği bilişsel seviyeyi aşmaması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki üstün zekâlı çocuk ailenin cevaplayabileceğinden çok daha fazlasını sorabilir.

Çocuğun sorduğu sorular gerçekten aileyi zorlamışsa bu durumda aile kendine ve çocuğa karşı dürüst olmalıdır. Çocuğun bilişsel düzeyine uygun olarak cevap öncesi bir ön hazırlık yapılmalıdır. Örneğin, “Bu gerçekten iyi bir soruydu. Pek çok erişkin bu soruyu sormakta, bununla birlikte cevap olarak verebileceğimiz çok net bir yanıt yok. Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Benim ne düşündüğümü bilmek ister misin?” gibi cümleler kullanarak çocuğa yardımcı olmaya başlanabilir.

Bir ailenin neden, ne zaman, niçin, kim gibi sorulara hazırlıklı olması için belli bir ön hazırlık yapması ya da bu hazırlığın yapılabilmesi için çeşitli düzenlemelerde bulunması gereklidir. Örneğin aile, başvurabileceği kaynak kitapları her zaman elinin altında bulundurmalıdır. Kaynak ya da yararlı kitaplar arasında ansiklopediler, atlaslar sayılabilir. Ek olarak internetten yararlanmak üzere belli adresleri ya da arama motorlarını önceden bilmeli kısaca bilgiye giden yollar hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Tüm bu kaynakların el altında ve her an ulaşılabilir olması aileyi kısıtlı zaman dilimlerinde faydalanabileceği kütüphanelere daha az bağımlı hâle getirmektedir.

Etkinlikler Aracılığı İle Öğrenme

Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar ve aileleri öğrenme ve keşfetme süreçlerinin sonunda bir etkinliğin üretildiğini fark ederler. Bazı çocuklar öylesine etkin ve hareketlidir ki yanlışlıkla dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı alma olasılıkları ile karşı karşıyadır. Bu tanı konulan çocuklarla olan farkları, üstün yetenekli/zekâlı çocukların güdülenmelerini ya da hareketlerini sağlayan gücün onların araştırdıkları sorularına bir yanıt bulma arayışıdır. Çevrelerindeki dünyayı merak ettiklerinden, zorluktan ve karmaşıklıktan hoşlandıkları için bu hareketli davranış örüntüsünü sergileyebilirler. Bazen durumu ya da olayı olduğundan çok daha karışık bir hâle getirirler. Sonsuz gibi gözüken enerjilerini bir amaca ulaşmak için kullanırlar. Hem zihinsel hem de fiziksel açıdan etkindirler. Diğer yandan dikkat eksikliği hiperaktivite tanısı almış çocuklar ise bir amaç doğrultusunda çoğu zaman hareket etmezler.

Bedenlerini olduğu gibi beyinlerini de çok çalıştırırlar, bu durum onların uykuya dalma süreçlerinde de belli aksaklıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Böylelikle zihinlerini dinlendirmede ve rahatlamada zorluk yaşayabilirler. Aile, bu etkin hareketlerini, hayal güçlerini ve enerjilerini boşaltmada plân yapıp onları yönlendirerek yardımcı olabilir.

Destekleyici, heyecanlı bir konuşmadan ya da heyecan duyulan bir film izledikten sonra veya müthiş bir plân yaptıktan sonra üstün yetenekli/zekâlı çocukların hemen uykuya dalmasını beklemek çok büyük haksızlık olur. Onların rahatlayabilmeleri için belli bir zaman dilimi gereklidir. Baş ucu hikâye kitapları ya da yatakta uyuma önce dinlenen rahatlatıcı müzikler çocuğun uyumasına yardımcı olacaktır.

Ne zaman Ne Olduğunu Hatırlama

Üstün yetenekli/zekâlı çocukların büyük bir çoğunluğu kusursuz bir belleğe sahiptir. Ailelerinin unuttukları birtakım noktalarda onlara yardımcı olurlar. Örneğin; bir anne çocuğu 3 yaşındayken aldığı bir biletin çocuğunun 9 yaşına geldiğinde hâlâ zamanını, yerini ve birtakım bilgileri hatırladığını söylemektedir.

Bu çocuklar özel günlerde, yılbaşı ya da bayramlarda aldıkları hediyeleri ya da kendilerine verilen sözleri çok iyi hatırlarlar. Örneğin; “3 hafta önce salı günü bana çocuk parkına gideceğimizi söylemiştin. Sanırım hâlâ gitmedik değil mi?”, “ Geçen sene eylül ayında öğretmenim bir alan gezisine çıkacağımızı söylemişti ama henüz gitmedik. Neden?”. Güven aşılamak için ailelerin ya da öğretmenlerin tutamayacakları sözleri vermemeleri gerekmektedir.

Erken Öğrenmeler

Farklılıkların olmasına rağmen üstün yetenekli/zekâlı çocuk erken yaşlarında yaşıtlarına nazaran daha önce konuşmasını ve yürümesini öğrenir. Fakat bazı durumlarda çocuklar tam doğru ve düzgün cümlelerle konuşmaya başlayıncaya kadar sözel iletişim kurmada isteksiz davrandıkları gözlemlenebilmektedir. Benzer bir şekilde tam olarak dengelerini sağlamadan yürümek istemeyebilirler. Genellikle bu çocuklar pek çok şeyi bir ya da iki tekrardan sonra öğrenirler. Tek bir tekrardan sonra kolaylıkla öğrenebilirler, hatta onların öğrenmesini istemediğiniz birtakım bilgiler olduğunda da durum bundan farklı olmaz.

Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar konuşmasını çok severler ve yaşıtlarına göre zengin bir dil kullanırlar. Konuşma dilinde yaşıtlarına göre daha fazla sözcükten yararlanırlar. Bu durum zaman zaman yaşıtlarıyla aralarına belli bir soğukluğun girmesine de neden olabilir. Zira yaşıtları onların kullandıkları dili anlamada zorluk yaşayabilmektedir. Örneğin; üstün yetenekli/zekâlı çocuk dinazorlar hakkında konuşurken genel birtakım sözcükler yerine özelleşmiş terimlerini kullanmayı seçebilir. Dinazor yerine brontosaurus, stegosaurus, tyrannosaurus trex gibi özelleşmiş kelimeleri kullanabilir. Bu çocuklar bu gibi sözcükleri duymak ve anlamakla kalmaz doğru içerik içerisinde de kullandıkları dilde yer verirler.

Eşzamanlı Olmayan Gelişim

Üstün yetenekli/zekâlı çocukların yaşıtlarıyla kıyaslandığında duygusal, fiziksel ya da zihinsel yaşlarının farklı zamanlarda gelişebildiği görülmektedir. Bu nedenle üstün zekâlı pek çok çocuk bu alanlarda belli performans gösteren farklı gruptaki çocuklarla arkadaşlık yapmayı tercih ederler.

Bu parlak çocuklar oyun oynamak ya da fikirlerini paylaşmak için diğer bireylere ihtiyaç gösterirler. Büyük bir grup içinde birkaç yaşıtı çocuk olsa da onları bulma ve kuvvetli ilişki kurma eğilimi gösterirler. Çocuk yaşıtı olan diğer çocuklarla problemler yaşadığında kendisinden yaşça ileri olan çocuklarla arkadaşlık etmenin daha uygun olduğuna ilişkin bir yargı geliştirebilir. 5 yaşındaki bir çocuk sokakta oyun oynamak için 9 yaşında bir çocuğu seçebilir ve bunu “Onun çok güzel fikirleri var.” şeklinde de ifade edebilir. Bu durum şüphesiz belli zorlukları da doğurur. Örneğin; yaşça kendinden daha ileri olan arkadaşı parkta oynamak isterken 5 yaşındaki çocuğun karşıdan karşıya geçmek için ailesinden izin alması gereklidir. Diğer bir oyunda, örneğin iki tekerlekli bisiklete binen 9 yaşındaki çocuk onu arkasında yalnız bırakabilir. Bununla birlikte bilgisayarı her ikisi de sevebilirler ya da 3 yaşındaki üstün zekâlı bir çocuk bu konuya daha az ilgi gösterebilir.

Bu çocuklar 10 yaşına bastıklarında yeni durum ve problemlerle karşı karşıya gelirler. Zihin yaşı olarak onlarla denk olan çocuklar karşı cinsle arkadaşlık kurmaya çalışabilir, araba kullanmak isteyebilir ya da alkollü içkiler denemek isteyebilir. Oysaki bu duruma o, ne duygusal ne de etik olarak hazır değildir. Fiziksel olarak da arkadaş grupları içinde spor faaliyetlerinde yeterince başarılı görülemeyebilirler.  Zihinsel olarak üstün oldukları hâlde sosyal ve duygusal yönden bakıldığında diğerleriyle aralarında bir uçurum olabilir. Özetlemek gerekirse üstün yetenekli/zekâlı çocuklar kendilerini diğer çocuklardan daha farklı hissederler. Bu noktada da ailelerinin onları sevmesine ve anlamasına çok fazla ihtiyaç gösterirler.

Üstün yetenekli/zekâlı bireylerin çocukluk çağında en çok problem yaşadıkları dönem hangisidir?

1. Okul öncesi dönem; çocuğun tam olarak neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmediği bir çağdır ve çocuk kendisini tam bir “aptal” olarak da değerlendirebilir.

2. Çocuk 10 yaş civarında; belli bir zorluk dönemi yaşar. Bunun sebebi de arkadaş baskısının çok fazla olmasıdır. Arkadaş grubunun onları kendileri gibi olmaya yönlendirme baskısı sonucu, üstün yetenekli/zekâlı çocuklar kendilerini gruba kabul ettirebilmek için yeterince başarılı göstermemeye başlayabilirler.

Bazı durumlarda aile yaşamına ilişkin problemler baş gösterebilir. Bunun nedeni ise çocuğun duygusal yaşının zekâ yaşını tutmamasıdır. Bu tür çocuklar zaman zaman aptalca ya da çocukça davranabilirler. Oysaki diğer çocukların benzer davranışları anne babaları tarafından daha iyi tolere edildiği hâlde onlara çocuk olmaya hakları yokmuş gibi davranılabilmektedir.

Bazı yetişkinler ,doğru olmayan  bir biçimde, bu çocukların her şeyi “daha iyi bildikleri”  kanısına sahiptir. 5 yaşında bir çocuk 4. sınıftaki bir çocuğun okuma ve problem çözme seviyesine ulaşabilir. Ancak, o hâlâ 5 yaşında bir çocuktur. Ayrıca bu tür problemlere parmak emmek gibi ya da ayakkabısını bağlıyamamak gibi motor beceri isteyen etkinliklerdeki zayıflıklar da eklenebilir.

Aileler çocuklarının göstermiş olduğu bu tür davranışlara, onların her zaman her şeyi daha iyi bildiklerine ve onların üstün olduklarına inandıkları için, duygusal yaşına uygun olmayan şekilde cezalandırmaya çalışabilirler. Bu, kesinlikle çok yanlış bir tutumdur. Bu durumda aile rahatlamalı ve çocuklarına onun yaşında olağan  bir çocuğa nasıl davranıyor ise öyle davranmalıdır.

Motor Becerilerdeki Farklılıklar

Bu tür çocuklar motor becerilerde belli bir davranış keskinliğine ulaşamayabilirler ve bu alanlarda bir gecikme yaşayabilirler. Bu durum bir ikilemin ortaya çıkmasına sebep olur. Bunun nedeni, elleriyle çalışma becerisiyle, anlama ve bilgi edinme seviyesinin tüm gelişim alanlarının üstünde gelişiyor oluşudur. Örneğin; el yazısı annesinin ya da öğretmenin ondan beklediğinden çok daha kötü olabilir. Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar genellikle el yazısını yavaş, yorucu ve olumsuz bir şekilde değerlendirirler. Çünkü zihinleri bir kalemden çok daha hızlı çalışmaktadır. Bu durumda klavyenin öğretilmesi pek çok açıdan özellikle de yaratıcı işlerin ortaya konmasında büyük önem taşımaktadır.

Bu durumda çocuklara küçük kas gruplarını geliştirmesi için çeşitli egzersizler verilmelidir. Bunların arasından oyun hamuru çamurla oynama , parmak boyası yapma, ipe boncuk dizme gibi birtakım etkinlikler gösterilebilir. Bu tür etkinliklerin bir kısmı bir süre sonra oldukça sıkıcı olabilir. Çocuğun kendini ifade edebilecek bir sanat materyaliyle baş başa özgür bırakılması atılacak en iyi adımdır. El yazısının düzelmesi ya da el yazısına farklı bir anlam katılması için bunu bir sanat formuna dönüştürmek gerekebilir. Örneğin; kaligrafi sanatının öğretilmesiyle çocuğun yaratıcılığına farklı bir boyut katılmış olur. Çocuk bir taraftan yaptığı işten zevk alırken bir taraftan da eğlenerek kendini geliştirme olanağı bulur. Ayrıca pek çok fiziksel etkinlik çocuğun küçük ve büyük motor becerilerini geliştirmesi için önemli bir fırsattır.

Genç Avukatlarla Baş Etme

Üstün yetenekli/zekâlı çocuk sahip olduğu kusursuz dil becerisini istediği birtakım şeyleri elde etmek için kullanabilir. Bununla birlikte ana baba, onun dikte ettiği birtakım kural ve yönergeleri kabul etmeme durumundadır. Aile, önemli olan noktaların farkına vararak kurallarını oluşturmalıdır, böylelikle çocuk kendini daha güvende hissedecektir. Bu çocukların üstün yetenekli/zekâlı olmaları kurallara uymamak için hiçbir zaman bir mazeret olamaz. Ancak, çocuklara çok katı kurallar konulduğunda bu durum kendini diğer çocuklara karşı hırçın davranma ve öfkelenme şeklinde yansır. Aynı durum üstün yetenekli/zekâlı çocuklar için de söz konusudur. Fakat onlar durumu bir adım ileriye taşıyarak yalan söylemeyi ve erken yaşlarda ihtiyaç duydukları şeyleri çalmayı öğrenebilirler. Bu nedenden dolayı, özellikle üstün zekâlı çocuklara her zaman adil ve saygılı davranmak çok önemlidir.

Çocukların üstün yetenekli/zekâlı  olması hiçbir zaman onların ahlâksal açıdan da üstün oldukları anlamına gelmemektedir. Bundan dolayıdır ki bu çocukların diğer çocuklar gibi birtakım kurallara ihtiyaçları vardır. Fakat diğer çocuklardan farklı olmak üzere belli kuralların ya da belli davranışların sonuçlarının ne olabileceği konusunda çok daha hızlı bir kanıya varabilirler. Sonuç olarak aynı hatayı tekrarlamaktan kaçınırlar.

Bu çocukların dünya üzerinde bir işe yaramaları, fonksiyon görmeleri için dünyanın yapısını anlamaya ihtiyaçları vardır. Eğer bu çocuklar sürekli olarak aile ya da öğretmen tarafından kontrol altında bulundurulurlarsa, kaybolma ya da kafalarının karışması gibi karışık duygular içine girebilirler.

Çocuk olgunlaştıkça aile, onun gerçek kararlar aldığını gördüğünde daha fazla güven hisseder. Bazı durumlarda ise sınır belirten kurallar koymak hayati önemlidir ve bunlar kesinlikle tartışmaya açık kurallar değildir. Okuldan kaçmak, keyif veren ve alışkanlık yapan maddeler kullanmak gibi konulardaki kurallar bunlara örnektir. Ailelerin deneyim kazanması sonucunda, çocuğun sadece limitlerini zorlamak için mi yoksa farklı bir nedenden dolayı mı kuralları tartışmaya başladığının ayırımını doğru yapabilir hâle gelirler. Fakat belli bir alandaki sorumluluğunu kanıtlamak için tartışmaya girdiğinde kurallar bir miktar hafifletilip, özgürlük adına bir adım ileriye atılabilir.

Erişkinlerin arkadaşlığı

Üstün çocuklar kendi yaşıtlarıyla arkadaş olmaktansa, ailedeki yetişkinlerle ya da diğer erişkinlerle iletişim içinde olmaktan mutluluk duyabilirler. Bu tür bir seçim ve bağımlılığın çeşitli sebepleri olabilir. Örneğin; üstün yetenekli/zekâlı çocuk bu niteliğinden dolayı bir huzursuzluk içindeyse erişkinlerle ilişki kurmayı yaşıtlarına yeğler ve bundan da mutluluk duyar. Hatta böyle bir çocuk, ailesini  en iyi arkadaş olarak kabul edebilir.

Üstün yetenekli/zekâlı çocuk çoğu zaman bazı şeyleri oldukça iyi bir şekilde çıkarsayabilir fakat bilişsel olarak neyi ne kadar anladığı ile ilişkili becerileri kazanmada eksiklikler yaşayabilir. Bundan dolayı da amaçlarına ulaşmada erişkinlerin yardımına ihtiyaç duyabilir.

Risk almanın önemi

Bazı erişkinler, çocuklarının kendilerinden daha az risk alır oluşlarını şanslı bir durum olarak görürler. Bu durum en azından fiziksel birtakım zorluklarla karşı karşıya gelindiğinde oldukça olumlu bir şekilde gözükmesine rağmen yeni bir aktivite ile karşılaşan üstün yetenekli/zekâlı çocuk bir adım geri çekilebilir ya da denemek bile istemeyebilir. Bunun sebebi bu çocukların kendilerini fazlaca eleştirmesi ve çoğunlukla kendilerinde eksik olan yönleri bulup çıkarmasıdır. Kendilerine olan güvende eksiklik yaşayan bu çocuklar, bir şey hakkında tamamen bilgi sahibi olmak yada onun nasıl çalıştığına dair net ve kesin bir bilgiye sahip olmak ihtiyacı içindedirler. Bir söz vermeden önce onunla ilgili pek çok şeyi bilmek zorunda olduklarını düşünürler.

Bazı üstün zekâlı çocuklar, yeni şeyler denemeye çekinirler; yanlış yapmaktan, hatalı olmaktan, aptal durumuna düşmekten çok fazla korkarlar. Diğer çocukları  yeni şeyleri gerçekleştirirken gözlemlemeyi tercih ederler. Model alarak öğrenmeyi benimserler. Başarısız olmaya karşı aşırı bir korku geliştiren bu çocuklar kendini daha rahat ve iyi hissetmesi konusunda aileden ve öğretmenlerinden destek almaya ihtiyaç duyarlar. Bir şeyi ilk denemede yapamamak, utanılacak ve başarısız sayılacak bir durum değildir. Başarısız olmak, ya da hata yapmak, hiçbir zaman insanı güvenilmez bir kişi yapmaz.

Ailenin bu gibi durumlarda olumsuz konuşmalardan kaçınması gerekir. “Bu, asla işe yaramayacak.” gibi cümleler, çocuğun kendi hayal gücünü kullanmasını engeller. Aile ve öğretmenin çocuğun ortaya çıkardığı işi takdir etmesi gerekmektedir. “Bunu başarmak için gerçekten çok çaba sarf ettiğini görebiliyorum.” gibi cümlelerle çocuğu cesaretlendirmek gerekmektedir. Çocuğa her zaman, denemesi ve sonuçta ne olduğunu görmesi için fırsatlar verilmelidir.

Çocuğun belli riskleri alarak yeni şeyler öğrenmesine izin vermek gerekmektedir. Gerekirse öğretmen ya da anne bunun için model olur. Çocukların pek çoğu, erişkinlerin birtakım becerileri çok çabuk edindiklerini düşünürler. Çocuk ve erişkin elele vererek yeni bir spora başlama, yeni bir sanat formunu yaratmak ya da yabancı bir dil öğrenme gibi atılacak olumlu bir adımı oluşturur. Pek çok yeni şeyi aile, çocuğu ile birlikte deneyebilir. Çocuğa yardımcı olmanın bir başka yolu da her sorunun bir tek doğru yanıtının olmadığı gerçeğini çocukla paylaşmaktır. Bu bağlamda işe, aşağıdaki sorulardan başlayabilirsiniz.

• Evimizi daha nasıl geliştirebilir, güzelleştirebilirsin?

• Millî piyangoda en yüksek ikramiyeyi kazanırsan ne yaparsın?

• Sence yaşamak için en ideal yer neresidir? Neden?

• İdeal bir okul sence nasıl olmalıdır?

Bir komedyene sahip olmak

Üstün yetenekli/zekâlı çocukların genellikle espri yetenekleri oldukça gelişmiştir. Dünyayı anlama becerileri oldukça yüksek seviyededir ve bu nedenle uygun espriyi rahatlıkla yakalayabilirler. Şakalardaki önemli noktaları rahatlıkla fark ederler. Bu durum, hem duydukları hem de kendi yaptıkları şakalar için geçerlidir. Bunun yanında diğer çocuklar, bu özel noktaların bir kısmını kaçırabilirler. Böyle bir durumda çocuklar diğerlerinin şakayı anlamamasından dolayı kendilerini kötü hissedebilirler. Bazı çocuklar sırf bu nedenden dolayı erişkinlerin arkadaşlıklarını tercih edebilirler. Bu çocuklar sözcüklerle oynayıp birtakım espriler üretirler. Bir aile erişkinlerin anlayabileceği esprileri çocuğunun 4 yaşından itibaren anlayabildiğini bildirmiştir.

Az da olsa bazı durumlarda, üstün yetenekli/zekâlı çocukların espri anlayışları rahatsız edici bir duruma gelebilir. Bunun önüne geçilmesi için çocuğa, insanların  küçük düşürülmekten veya utandırılmaktan hoşlanmadıkları söylenmelidir.

Hızlı ve derin öğrenenler

Genellikle üstün yetenekli/zekâlı çocuklar temel becerileri normal çocuklardan daha hızlı ve daha iyi öğrenebilirler. Öğrenilen yeni bilgiler için daha az tekrara ve alıştırma yapmaya ihtiyaç duyarlar. İlgilendikleri bir etkinliğin, tekrar tekrar üstünden gitmek, onlar için oldukça sıkıcı olabilir ve kolaylıkla güdülenmelerini kaybederler. Bunun sonucunda dikkatsizlik nedeniyle hatalar yapılabilir, özenilmemiş defterler ya da bitirilmemiş ödevlerle karşı karşıya kalınabilir. Bazı öğretmenler, bu durumu motivasyon eksikliğine bağlayıp bunu çocuğa karşı kullanırlar. Örneğin, “Senin üstün yetenekli olduğunu düşünmüyorum, sen normal bir sınıf ödevini dahi yapamaz durumdasın.” gibi.

Üstün yetenekli/zekâlı çocukların farklı alanlara ilgisi vardır. Belli bir zaman diliminde belirgin bir konu üzerinde yoğunlaşırlar. Çok erken yaşlarda, ilgilendikleri konu üzerinde özelleşebilirler.

Çocuklar, önemle üstünde durdukları konudan başka birine atlayabilir ve ilgilendikleri konuda bir adım daha ileri gitmek isteyebilirler. Bu durum, gün geçtikçe daha da zor bir hâl alabilir. Örneğin, yetişkinler dinazorların sevimsiz olduğunu düşünürken çocuk, bir gün eve bir kertenkele ile gelebilir. Bir aile son çare olarak duruma el koymak için kesin kural koymayı plânlamıştır. Kural şöyledir: “Anne ve babanın izni olmadan eve kesinlikle bir canlı getirilmez”. Ancak çocuk, resimlerle veya filmlerde gördüğü canlılarla yetinmemekte ve gerçek canlılarla beraber olmak istemektedir. Söz gelimi trafik kazasında araba çarpması sonucu ölen hayvan leşlerini de iç organları üzerinde incelemeler yapmak amacıyla eve getirmektedir.

Zeki öğrencilerin çoğu proje başlatmaktan hoşlanırlar. Hobi ve koleksiyona düşkündürler. Birtakım bilgilere kendi başlarına ulaşmayı ve bu bilgileri kendi başlarına öğrenmeyi severler. Zaman zaman üstesinden gelemeyecek kadar yüklü programlarda çalışmak isteyebilirler. Bir orta okul öğrencisi insanların tarihi hakkında proje yapmak istemiş ve zaman dilimini ilk canlının ortaya çıkışı ile günümüz arasında almıştır. Bu çok geniş bir başlık olduğundan, yapılması gereken sadece özel bir zaman dilimi içindeki insan gelişimini incelemektir. Böylelikle öğrenci tüm etkinlikler içinde yok olmadan özel bir konu ile ilgili araştırmasını rahatlıkla sürdürebilir. İçerik olarak geniş bir yelpazeye dağılmış konuların araştırılmasında öğrenciler çok güçlük çekerler. Öğrenciler, konu başlığını basamaklara bölmede güçlük yaşarlar. Bir alandaki çalışma ve araştırma bittikten sonra diğerine atlanması gerektiği konusunda bilgilendirilmeye ihtiyaç duyarlar. Bu noktada öğretmenlerin öğrencilere yardımcı olması gerekmektedir. Bu nedenle öğrencinin, proje alırken ve seçerken mantıklı bir çerçeveye oturmasına dikkat edilmelidir. Projenin bir kısmını alan öğrenci işini başarı ile tamamladığında pek çok şey öğrenmiş olacaktır. Unutulmaması gereken husus, bir projenin en zevkli tarafı onun araştırma ile ilgili olan bölümüdür. Proje belirlenirken çocukların özellikle ilgilendikleri konular göz önünde bulundurulmalıdır. Proje süreci öğretmenler tarafından dikkatle sorgulanmalıdır.

Konu seçiminde olduğu gibi projenin bitirilme tarihi noktasında da çocuğa yardımcı olunmalıdır. Yapılacak çalışmalar, hiçbir zaman son ana bırakılmamalıdır. Konu olarak özel bir noktadan giriş yapan öğrenci konuyu bölümlere ayırarak her bir basamağı ne zaman yapacağı konusunda kendine bir zaman tablosu çıkarmalıdır. Bu zaman tablosunun tüm çalışmalar esnasında oluşturulmasına, kullanılmasına ve buna sadık kalınmasına hem öğretmen hem de anneler tarafından dikkat edilmelidir.

Aşırı duyarlık

Üstün yetenekli çocuklar, her yaş diliminde birtakım problemlerin net ve kesin olarak farkındadır. Yüksek farkındalık ve gözlem kabiliyetleri sayesinde savaş, açlık, gücü kötüye kullanma, şiddet gibi olumsuz birtakım davranışlar ya da olaylar hakkında korku geliştirebilirler. Özetle, tüm dünya problemleri hakkında kaygı duyabilirler. Bu çocuklar çok erken yaşta dahi bu noktalardaki hassas tutumları yüzünden kendilerini olumsuz, üzgün ve çaresiz hissedebilirler. Bu çocuklar, yaşıtlarıyla kıyaslandıklarında onların fazlasıyla şiddet ve nükleer savaştan çok korktukları ve çekindikleri saptanmıştır. Şiddetten çekinmelerinin ve sakınmalarının bir sebebi de medyada gördükleri çocuk kaçırma, terörizm, cana kastetme gibi ölümle sonuçlanan kazalar hakkındaki haberlere tanık olmalarıdır.

Bunların yanında bu çocukların farklı ek korkuları da olabilir. Bunların arasında ölüm, hastalık, hamilelik, düşük yapma, iş bulamama, arkadaş bulamama, yalnız kalma, sevilmeme ve zihinsel yetersizliği olma gibi konular sayılabilir.

Erken yaşta olmalarına rağmen bu çocuklar ölümün farklı boyutlarının farkında olabilirler. Ölümün anlamını sorgulayabilirler ve ölme konusunda bir takıntıya sahip olabilirler. Ölümle ilgili birtakım dramatik sahneleri drama şeklinde oynayabilir veya kaza ile ölmüş bir canlıyı gömmek için eve getirebilirler.

Ölümün doğal bir süreç olmasına karşılık aile bireylerinin bunun üstesinden gelmesi oldukça zordur. Çoğu yetişkinler ise çocuklarla konuşmaktan kaçınırlar. Bunun sonucu olarak çocuklar, suçluluk gibi uygun olmayan hislere kapılabilirler. Çocukların sorularına erişkinler tarafından büyük bir açık yüreklilikle cevap verilmelidir. Çünkü konuşulmadığında çocuklar, doğru olmayan çıkarsamalarda bulunabilirler.

Üstün zekâlı çocukların bu yüksek duyarlılığı onları sosyal yaşantıdan biraz uzaklaştırabilir ve hatta kendilerinde yanlış bir şey bile olduğunu düşünebilirler. Bu yoğunluktaki duyarlılık, hem olumlu hem de olumsuz etkilere neden olabilir. Bunu belirleyen kritik nokta, çocuğun algılaması ve verdiği dönütle ilgilidir.

Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar ilgilendikleri konularda oldukça uzun bir süre dikkatlerini toplayabilirler. Bununla birlikte benzer bir durum, ödevlerin tamamlanmasında gerçekleşmeyebilir. Çocuk ödevlerini tamamlamadan önce zaten kendi sevdiği konuyu içeren kitaplarıyla, bilgisayarıyla ya da projesiyle yoğun olarak ilgilendiğinden ailesinin onu yemeğe çağırdığını duymayabilir. Bu durum onun ailesini göz ardı etmesinden ya da duymazdan gelmesinden değil çağrıldığının farkında olmayışındandır. Eğer çocuk, çağrıldığını duymazsa, nazik bir kucaklama ya da dokunmayla onu uyarabilirsiniz. Bunun yanında gözlerine bakarak etkilemek de mükemmel sonuç verir. Bağırıp çağırmak genellikle aileleri amaçlarına ulaştırmadığı gibi çocuklarının da duyarsızlaşmasını sağlar. Bağırma alışkanlığı olan ailelerin çocukları genellikle bu durumda görmezden gelme davranışını kazanabilirler.

Bireylerin kaygı ve huzursuzlukları, programları önceden plânlayarak ve bunu uygulayarak biraz daha azaltılabilir. Büyük olasılıkla ailedeki yetişkinler birbirinden “Şu kitabı yerine koy.”,“Hadi şimdi alışverişe gidiyoruz” gibi anlık yönergeler yerine “Saat 3’te alışverişe çıkmak zorundayım.” gibi içinde emir bulunmayan ve bilgi barındıran yönergeler duymaktan hoşlanırlar. Bu durumda aile, benzer formdaki cümleleri kendi çocuğu için de kullanmalıdır. Örneğin; bir yerden ayrılmak gerektiğinde anne şöyle bir cümle kurarak çocuğun kendi davranışlarını ayarlamasını sağlayabilir: “Ayrılmadan 10 dakika önce sana haber vereceğim”.

Bazı zamanlarda çocuk kendini duyusal uyaran bombardımanına tutulmuş gibi hissedebilir. Çocuğu bu duygudan kurtarmak için onun rahatlamasını sağlamalıdır. Söz gelimi evde daha sessiz ve sakin bir köşeye gitmesi için yönlendirilmelidir. Anne babalar evlerinde çocuğun huzurlu olabileceği özel bir yer hazırlamalıdırlar. Üstün zekâlı çocuklar, özellikle görme, ses ve çevreden gelen pek çok uyarana oldukça hassastır. Doğadan, müzikten ve renklerden derin bir şekilde etkilenirler. Çoğu kişinin göremediği ufak noktaları ve ayrıntıları onlar yakalayabilir. Güven ve huzur veren bireylerle olmaya gereksinimleri vardır. Bazı çocuklar, uykuya dalmada problemler yaşayabilirler. Bunun sebebi de zihinlerinin aşırı yüklenmesidir. Onlara sürekli uyaran sağlayan kitap, televizyon gibi araçları bırakamamalarıdır. Bazen, hemen uykuya dalarlar fakat gecenin bir yarsında zihinleri pek çok güzel düşünülerle dolu olarak uyanırlar. Bu gibi durumlar için aile, çocuğun baş ucunda kayıt cihazı bulundurabilir. Böylelikle ertesi gün bu harika fikirlerini kaybetmeyeceğini ya da unutmayacağını bilen çocuk, rahatlamış bir şekilde uykusunu sürdürecektir.

Zihinsel yükün belli aralıklarla boşaltılması gerektiğinden, birtakım rahatlama tekniklerine yer verilebilir. Bununla birlikte fiziksel egzersizler zaman zaman öylesine rahatlatıcı olur ki çocuklar bu durumu alışkanlık hâline getirebilirler. Bunun nedeni, ağır egzersizlerden beynin, kasların ağrısını hafifletmek için çıkardığı morfin benzeri maddelerdir. Bu maddeler beyin tarafından doğal bir şekilde üretilir. Bu maddelerin verdiği rahatlığı hisseden çocuk, yeniden ağır egzersiz yapmak için motive olmuş olur. Eğer bu durum yoğun bir şekilde yaşanırsa fizik egzersizlerinin uygulamasında aşırıya kaçılmış olur. Aile böyle bir durumla karşılaştığında çocuğun dengeyi sağlaması için ona egzersiz plânları yaparak yardımcı olması gerekmektedir. Ayrıca onu yeni oyunlar öğrenmesi, yeni arkadaşlıklar edinmesi ve böylelikle rahatlaması için yönlendirmelidir.

Çocuklar için rahatlama teknikleri

Çocuğa zihnini bir noktada yoğunlaştırıp meditasyon yaparak rahatlamasını öğretebilirsiniz. Örneğin; açık bir zihnin tamamen kendine dönük bir şekilde bütün dış uyaranlardan uzak, kendi içinde bir tutarlılık ve rahatlık sağladıktan sonra, içindeki düşünceleri yönlendirmeye izin verilebilir.

• Bir rahatlama pozisyonunda nefes alışları sayma çift etkiye sahiptir. Bu egzersiz hem rahatlamayı hem de pek çok fikrin peşinde koşan zihnin biraz daha kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. Çocuğun birden başlayarak 10’a kadar nefes alıp verişini saymasını sağlayın. Bu egzersize çocuk kendini rahat hissedinceye kadar devam edebilir. Aile, yeterince rahatlama sağlanmamışsa, çocuğa sayma olgusunu tekrar ettirebilir.

• Çocuğun rahatlaması için farklı bir fiziksel etkinlikten de yararlanılabilir. Onu yatar ya da oturur bir durumda gözleri kapalı ve rahatlamaya hazır bir pozisyon almasını sağlayabilirsiniz. Daha sonra tüm kaslarını ayaktan başa olacak şekilde teker teker kasıp daha sonra da serbest bırakmasını isteyebilirsiniz. Böylelikle çocuk farkında olmadan gündelik hayatında vücudunun bir noktasını istemsiz olarak kastığında bu duyguyu hatırlayarak derhal gevşeyecektir. 

Düzenli olmak veya olmamak

Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar, her zaman düzenli ve tertipli olmayabilir. Dağınıklık ve karışıklık için geliştirdikleri özel bir toleransları vardır. Bu çocuklar, yarınların enerji krizini çözebilirler ama bugün aradıkları bir kalemi bulamayabilirler. Odalarında yarı tamamlanmış projeler, lego şehirler, pul koleksiyonları ve pek çok farklı ilgi alanına dair eşyalar vardır. Ödev kâğıtlarının temiz ve düzenli olarak verilmesi bu çocuklar için öncelikli öneme sahip şeyler arasında sayılmaz. Benzer bir şekilde odalar da bu kurala katılır. Aslında derli toplu olmanın standardı kişiden kişiye değişmektedir. Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar genellikle eşyalarını atmaktan nefret ederler. Örneğin, güzel bir kaya parçasını nerede, nasıl ve ne zaman bulduklarını çok net hatırlamakla birlikte ertesi gün okula götürmek zorunda oldukları kitabı bulmaları uzun bir süreyi alabilir. Gözlemleri oldukça keskindir ve detaylar konusunda da farkındalık seviyeleri oldukça yüksektir. Eğer etraflarında bir şey kayıp ve eksikse bunu hemen fark ederler. Ailelerin bu noktada çocuğun haklarına saygı göstermesi gerekir. Ona ait olan eşyalar odada yer kaplıyor diye bir torbaya doldurulup atılamaz.

Büyük bir çoğunlukla okullar, zamanı kullanma ve düzenli olma becerilerini öğretmez. Bundan dolayı ailelerin bu noktada verecekleri destek çok önemlidir. Örneğin, aileler haftalık ya da aylık “Neleri saklamak istiyorum?” oturumları düzenleyebilirler. Çocuğun okula ait birtakım notlarını ya da onun için önemli olan pek çok şeyi atmak istememesi doğaldır. Bununla birlikte aile, bu notları belli bir konu başlığı altında düzenli tutmasını ve her birinin belli bir konu başlığı altında dosyalanıp özel yerlerde saklamasını sağlayabilir.

Düzeni sağlamak için kutulardan, dosyalama sistemlerinden yararlanılabilir. Üzerindeki etikete konu adı veya numara veren çocuk, bunları düzgün bir şekilde saklamalıdır. Ayrıca okul yaz tatiline girdiğinde aile tekrar “Bu sene hakkında neler hatırlamak istiyorum?” oturumu düzenlemelidir. Geçmiş yıla ait ne tür belgelerin saklanacağı ve hangilerinin atılacağı hakkında çocuğun bir karara varması gerekmektedir. Proje çalışmalarının bir portfolyo içinde saklanması sayesinde, ileride öğretmenlerin onu daha iyi değerlendirmesine olanak tanıyacak bir sistem de kurulmuş olur. Çocuğun eşyalarını saklamak için kutulardan yararlanılacaksa onun yaratıcılığını kullanarak kutuyu bir sanat eseri hâline dönüştürmesine olanak verilebilir. Bu kutular dolduğunda yeniden düzenleme için uygun zaman gelmiş demektir.

Çocuğun kendisinin örgütlediği bir alanının göreceli olarak daha az dağınık olmasına yardımcı olunmalıdır. Bu durumda aileler birtakım kurallardan yararlanabilirler, örneğin; “Cumartesi sabahı hiçbir şey yerde durmamalıdır”. Odada içecek kutularının bulundurulmasına izin verilmez. Çocuğun günlük kullandığı eşyalar, günlük olarak yerlerine kaldırılır.

Erken okuyanlar

Bazı üstün yetenekli/zekâlı çocuklar okumayı kendi başlarına öğrenirler. Genellikle bu çocukların ne zaman ve nasıl okuma kodunu söktükleri konusunda herhangi bir fikrimiz olmayabilir. Bununla birlikte erken okuma hiçbir zaman üstün zekâlılığın bir göstergesi değildir.

Bazı çocuklar okumasını 3 yaş gibi erken bir dönemde öğrenirler. Bu çocukların bazılarına okuma konusunda aileleri, kreşteki öğretmenleri ya da bakıcıları yardımcı olmuştur. Diğer üstün yetenekli/zekâlı çocukların ise farklı alanlarda ilgileri olabilir ve okuma onlar için öncelikli konular arasında sayılmayabilir. Ana okullarında ya da birinci sınıfta okumasını öğrenemeyen bir öğrenci üstün zekâlı olamaz gibi bir etiket kullanılmamalıdır. Benzer şekilde de okul öncesi okumayı öğrenen çocuklara üstün zekâlı etiketi konmamalıdır.

Erken okuyan çocuklarda dili ustalıkla kullanma, erken çocukluk döneminde uzun süreli dikkat, sembollerin uygun biçimde kullanılması, erken neden-sonuç ilişkisini bulma becerilerinin toplamı, çocuğun üstün olduğuna dair kanımızı etkileyecek ip uçlarından sadece bazılarıdır. Çok yüksek seviyede üstün zekâlı olan çocuklar, 4 yaşın altında okumasını öğrenebilirler. Bu tür çocuklarla çalışan okul öncesi kurumlar, onun gelişimine ve ihtiyaçlarına bağlı olarak kendi programlarını ayarlamak zorundadırlar.

Üstün yetenekli/zekâlı çocukların bir kısmı, okul öncesinde okumayı öğrenirken diğer bir kısmı ise birinci sınıfın sonunda hâlâ okumayı sökememiş olabilir. Çoklu zekâ kuramından da destek alarak çocukların belli zekâ alanlarında farklı seviyelerde oldukları söylenebilir. Okumasını geç öğrenen üstün yetenekli/zekâlı çocuğun çok daha farklı alanlarda yaşıtı bireylerden olumlu bir şekilde farklılaştığı gözlemlenecektir.

İletişim

Pek çok üstün yetenekli/zekâlı çocuk çevresiyle iş birliği içindedir, sosyaldir ve sevilir. Çoğunlukla lider olarak görülür. Ailelerin bu çocukları olumlu bir yöne doğru yönlendirmelerinde fayda vardır. Aksi durumda, çete liderlerinin aslında pek çoğunun üstün yetenekli/zekâlı çocukların olduğu unutulmamalıdır. Bu tür çocuklar, büyük bir şanssızlıkla bir şekilde olumsuz olarak yönlendirilmişlerdir.

Üstün yetenekli/zekâlı çocukların ailelerinin çok daha şanslı olduğu ve bu ailelerin işlerinin çok daha kolay olduğu kanısı yanlış bir inançtır. Aslında bu durum, aileler için oldukça zorludur. Bu çocukların çok daha fazla kaynağa ihtiyaçları vardır. Benzer şekilde aile içinde çok daha fazla iletişim içinde olmaya ihtiyaç gösterirler. Aileleri, çocuklarının okul sonrasında ve hafta sonunda ne yaptıklarını yakından izlemek zorundadır. Bu çocukların kimlerle arkadaşlık ettiği oldukça önemlidir. Aileler, çocuklarının arkadaşlarını arayarak kedilerini tanıtmalı ve aileler arasındaki ilk iletişim başlatılmalıdır.

Zaman içinde pek çok çocuk ailelerinin kendi hayatlarına daha az karışmasını ister. Bu ilişki diplomatik bir şekilde her zaman sıcak tutulmalıdır. Yaşıtların oluşturduğu grupların etkisi her çocuk üzerinde inanılmaz bir baskının oluşmasını sağlayabilir. Örneğin; belli bir zamana kadar hem davranışlarının hem de akademik başarısının çok yüksek olduğu bir kız çocuğunun davranışları okul başarısı tam zıt yönde değişmiştir. Aile durumu “Sanki kızımız değil de evde bir yabancı ile birlikteymiş gibiyiz.” diyerek duygularını paylaşmıştır. Bu gözlemden bir süre sonra ise aile, kızlarının madde bağımlılığı hakkında bilgi sahibi olmuştur. Aile, yaşam ortamını pozitif bir havaya sokmalıdır. Örneğin; eve pizza ısmarlamalı, içecekler hazırlanmalı, belki de hep birlikte bir film seyredilmelidir. Bu şekilde olumlu bir atmosferin sağlandığı evlerde çocuk zamanının bir kısmını evde geçirme eğilimi gösterecektir.

Ana babaların üstün zekâlı ya da üstün yetenekli çocuğun sahip olduğu özelliklerini en üst düzeyde geliştirebilmesini sağlamak için, şu önerileri yerine getirmesi gerekmektedir;

• Çocuğunuzun sorduğu soruları büyük bir sabırla ve büyük zevkle yanıtlamaya hazır olunuz.

• Çocuğunuzun sorduğu sorulardan yola çıkarak onu ilgilendiği konuları araştırmaya yönlendiriniz.

• Zihinsel büyümesi kadar, fiziksel ve toplumsal becerilerini geliştirmesini teşvik edin.

• Çocuğunuzun , zihinsel gelişimleri ne olursa olsun tüm diğer akranları ile geçinmeyi öğrenebilecekleri ortam hazırlayınız.

• Çocuğunuzu asla, diğer çocuklarınızla veya akranları ile kıyaslamayın.

• Çocuğunuzu, üstün zekâlı olduğu için değil, çocuğunuz olduğu için seviniz.

• Çocuğunuz için evde uyması gereken kurallar ve ölçütleri onunla birlikte belirleyin, eşler arasında tutarlılık olmasına özen gösteriniz.

• Asla evin PATRONU olmasına izin vermeyin, ancak kararları almada katılımını sağlayın ve mutlaka evde sorumluluklar ve görevler almasını sağlayınız.

• İlgi, yönelim ve isteklerini belirleyebilmesi için seçenekli ortamlar hazırlayınız.

• Başarılarını abartmayınız ve küçümsemeyiniz.

• Beklentilerinizi çok aşağı ya da çok yukarıda tutmayınız.

• Çocuğun ilgi ve üstünlük gösterdiği dallarda ana babalar yetersiz kaldığınız zaman, el verdiğince özel ders, kurs vb. kolaylıkları sağlayınız.

PROBLEMLERİN ÜSTESİNDEN GELME

Üstün yetenekli/zekâlı çocukların özelliklerinin güçlü yönleri ile bağlantılı olabilecek olası problemler

Güçlü yönler olası problemler;

Bilgileri çok çabuk kazanabilir. Diğer çocukların ona kıyasla öğrenme hızları yavaş olduğundan sıkılabilir ve rutin işlerden hoşlanmayabilir.

İçsel güdülenmeye ve yüksek bilişsel düzeye sahiptir. Oldukça meraklıdır. Zaman zaman erişkinlerin utanabilecekleri sorular sorabilirler. Yönlendirmeye karşı gelebilirler. İlgilendikleri pek çok farklı konu vardır.

Soyut şeyleri kavramlaştırma ve sentez yapma becerisine sahiptirler. Problem çözmekten ve bilişsel etkinliklerden hoşlanırlar. Detayları atabilir ve istemeyebilirler. Alıştırma yapmaktan hoşlanmayabilirler. Öğretim sürecini sorgulayabilirler.

Neden-sonuç ilişkisini kolaylıkla bulabilirler. Duygular gibi bire bir mantıklı olmayan konuları kabul etmekte zorluk yaşayabilirler. Kültürel ilişkilerde ve kader gibi soyut konularda aşırı mantıklı olduklarından uyumsuzluk yaşayabilirler.

Gerçeği severler ve ona ulaşmak isterler. Adil olmaktan hoşlanırlar. Pratik olmakta güçlük çekebilirler. İnsanlıkla ilgili konularda kaygı taşırlar.

Bazı şeyleri organize etmekten, insanları yönlendirmekten, pek çok şeyi sistemleştirmekten hoşlanırlar. Birtakım kuralları katı kullanmaları onların dışardan kaba, zorba veya patronumsu gözükmelerini sağlayabilir.

Kelime dağarcıkları çok geniştir ve pek çok alanda geniş bilgiye sahiptirler. Bazı durumlardan kaçınmak için kelimelerden yararlanırlar. Uygun olmayan durumlarda kelimeleri kendi amaçlarına ulaşmak için kullanabilirler.

Eleştiri yapma becerisine sahiptirler, yüksek beklentileri vardır. Fazlaca hem kendilerini hem de diğer bireyleri eleştirirler. Bu eleştirilerde aşırıya kaçabilirler. Kendilerini fazlaca eleştirdiklerinde cesaretleri kırılabilir ve kendilerini depresif hissedebilirler.

Güvenilir gözlemcilerdir. Ender durumları da her zaman için olasılık dahilinde görürler. Yeni deneyimlere oldukça açıktırlar. Zaman zaman bir noktaya aşırı yoğunlaştıklarında hayatlarının geri kalan kısmını unutabilirler.

Oldukça yaratıcıdırlar. Pek çok şeyi kendi yöntemleriyle ve yeni bir metotla yapmayı severler. İstemeyerek de olsa bazı plânların akışını ya da kaderini etkileyebilirler ve bunun ardından farklı ya da sıra dışı etiketini alırlar.

Kendi sevdikleri ve seçtikleri alanda çok uzun süre dikkatlerini toplayabilirler. Davranışlarını bir amaç doğrultusunda gerçekleştirirler. Çok kararlıdırlar. Böyle bir konsantrasyonun kesilmesine karşı olumsuz düşünürler. Gündelik rutinleri yerine getirmede zorlanabilirler.

Diğer bireylere karşı oldukça hassas ve empatik davranabilirler. Başkaları tarafından kabul görür olma isteği içindedirler. Kendilerinin eleştirilmesine ya da arkadaşları tarafından kabul görmeme konusunda kaygıları vardır. Diğer insanların da benzer değer yargılarına sahip olduklarını umarlar. Başarıya ve fark edilmeye ihtiyaçları vardır.

Yüksek enerjileri vardır. Oldukça dikkatlilerdir ve belli bir noktada yoğun bir şekilde zihinsel ve bedensel eforlarını gösterebilirler. Aktif olamadıklarında kendilerini oldukça kötü hissederler. Diğer bireylerin de programlarını bozabilirler. Sürekli uyaran açlığı içindedirler.

Bağımsızdırlar, bireysel çalışmaktan ve kendilerine dayanmaktan hoşlanırlar. Arkadaş ya da ailelerinin onlara direktif vermesinden hoşlanmazlar.

Espri yetenekleri kuvvetlidir. Espri yeteneklerini olumsuz ve incitici kullanabilirler. Organize olmakta güçlük çekebilirler. Sürekli uyum göstermekte zorlanabilirler. Durumlardaki olağan dışı tarafları görebilirler. Yaptıkları espriler arkadaşları tarafından anlaşılmadığında kızabilirler. Dikkat çekmek için esprilerde aşırıya kaçtıklarında sınıfın palyaçosu hâline dönüşebilirler.

Üstün zekâlı çocukların aileleri yanında eğitiminde görev alacak öğretmenlerin de dikkate alması gereken bu özelliklerin, sınıf ortamında nasıl uygulanabileceği hususu üzerinde de biraz durmak gerekmektedir. Ancak,

Üstün zekâlı çocuklar için özel eğitim önlemlerinin alınmamış olması nedeniyle, olağan eğitim ortamları içinde düzenlemelerin yapılması zorunlu hâle gelmiştir. Bu düzenlemelerin sınıf öğretmeni tarafından yapılması gerekmektedir. Olağan sınıflarda uygulanabilecek önlemler şöylece belirlenebilir:

1. Öğretmen sınıfında yukarıda belirtilen özelliklerde çocuklarla her semtte ve her sosyoekonomik tabakada karşılaşabilir. Ancak çok üstün olanlarla tüm öğretmenlik süresince ancak bir kez karşılaşabilir.

2. Bu özellikler, öğretmeni paniğe düşürmemelidir. Çünkü, üstün zekâlı çocuğun öğretmeninin de mutlaka üstün zekâlı olması gerekmez. Normal bir öğretmen, çeşitli açılardan üstün zekâlı çocuklara kaynaklık ve önderlik yapabilir.

3. Sınıftaki üstün zekâlıların tümü, sınıf çalışmalarına karşı istekli ve ilgili olmayabilir. Bunun nedeni sınıf etkinliklerinin yeterince uyarıcı olmamasından olabilir. Bunu gidermek için, proje çalışmaları, ilgi alanlarını çeşitlendirme ve daha üst konularla programı derinlemesine ve dikey zenginleştirme yapması gerekir. Konuların sunumunda ve öğrenilmesinde tekrara dayalı anlatımlardan, ödevlerden rutin iş ve görevlerden kaçınmak gerekir.

4. Sınıfta bu öğrencilere daha zor soruların sorulması, yeni fikirler üretmelerine fırsat tanınması gerekir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, yanıt vermede diğer çocuklara öncelik verilmesinin üstün zekâlı çocukları dersten ve okuldan soğutabileceğini unutmamak gerektiğidir.

5. Derslerle ilgili olarak araştırma ağırlıklı ek ev ödevlerinin verilmesi gerekir.

6. İlgilendikleri alanlarda proje çalışmaları yapmasına ve sınıf arkadaşlarına sunarak paylaşmasına olanak tanımalıdır. Uygulaması hemen pratik olmayan ya da hemen olası görülmeyen yaratıcı fikirlerini dinlememek, ertelemek ya da ret etmek çocuğun zihinsel kapasitesini geliştirmesini engeller.

7. Çalışmaları, grupları ve sınıf oyunlarını yönetmelerine fırsat tanınmalıdır.

8. Sınıf düzeyini temel almaksızın konularda kendi hızlarına göre ilerlemelerine fırsat tanınmalıdır. Bu konuda teftiş yapan denetçilerin de uyarılması ve bilgilendirilmesi gerekmektedir.

9. Üstün zekâlı çocukların ihtiyaçları karşılanırken çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. En önemli sorun, öğrencilerin zihinsel yeteneklerinin büyük farklılıklar göstermesidir. Sınıflar yükseldikçe, zihinsel yetenekler açısından söz konusu değişkenlikler artar. Tıpkı ayrı hızla yarışan otomobillerin yol uzadıkça aralarındaki mesafenin açılması gibi, zihinsel gelişme hızları biri birinden farklı olan çocukların aralarındaki fark da okulda geçen süre uzadıkça artar.

Üstün zekâlı çocukların olağan okul programlarına yerleştirilmesinde özellikle öğretmenlerin seçimi oldukça önemlidir. Bu nedenle çocuklar okula kayıt ettirilmeden önce aşağıda belirtilen özellikleri taşıyan öğretmenleri aramak ve bu öğretmenlerle öğretime başlamak önerilebilir.

Öğretmen Özellikleri;

• Kapsamlı bir meslek tecrübesine ve yapılan hataları kabul edebilme yeteneğine sahip olma.

• Her şeyi bildiğini sanan ve kendisini bütün bilgilerin kaynağı olduğunu iddia eden bir sınıf öğretmeni bu çocuklarla başarısızlığa uğrar.

• Öğretmenin “ bilmiyorum” diyebilmesi gerekir.

• Çocuğu uygun kaynaklara yönlendirebilmelidir.

• Geniş bir tecrübeye sahip olmalıdır.

• Benlik duyguları güçlü, iradeleri yüksek olmalıdır.

• Kendilerine değer verir ve güvenirler.

• Diğer kişilere ve özellikle öğrencilerine değer verir, önemser ve saygı duyar.

• Ortalama üstü zekâya sahiptirler.

• Esnek, yeni fikirlere açık, entellektüel, edebiyat ve sanat konularına ilgili, bilgisini geliştirmeye hevesli.

• Baskı ve zorlama yerine, yol gösterici, rehber kişilerdir.

• Demokratik, işbirlikçi, yenilikçi, deneyimlerde hoşlanan bireylerdir.

• İmgelem gücünü ve üretkenliği destekleyen, saygı duyan ve espiri yapmaktan hoşlanan bireylerdir.

Prof.Dr.Ayşegül ATAMAN
Gazi Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi

      

 

(Bu bölüme her hafta yeni bir içerik eklenecektir.)

 

>>> Birinci içerik için tıklayınız.

>>> İkinci içerik için tıklayınız.

>>> Üçüncü içerik için tıklayınız.

>>> Dördüncü içerik için tıklayınız.

 

M.E.B.

ILSIS             Akıllı Adımlar Eğitim Seti

AVRUPA BIRLIGI EGITIM VE GENÇLIK PROGRAMLARI MERKEZI (ULUSAL AJANS)

T.C. Afyonkarahisar Valiliği Aydın Doğan Bilim ve Sanat Merkezi Müdürlüğü Resmi Web Sayfası

Adres: Sümer Mah. Kurtuluş Cad. No:52 AFYONKARAHİSAR

Tel&Fax: 0272 214 22 61  Web: www.aydindoganbilsem.com  E-Posta: aydindoganbilsem@gmail.com 

Bu site, AfNet tarafından host edilmektedir.