Üstün
zekâlı çocuklar, özel eğitim alanının en çok göz
ardı edilen ve eğitim olanaklarından yeterince
yararlanamayan grubudur. Bilim, sanat alanlarındaki
katkılarına, uygarlık düzeyini oluşturmadaki
çabalarına karşın, bu çocukların yetiştirilmesine
yeterli ilgi ve çaba gösterilmemektedir.
Bunun en önemli
nedenleri arasında bu çocuklara ilişkin ön
yargıların yattığı gözlemlenmektedir. Bu ön
yargıların bir kısmını şöylece sıralayabiliriz:
•
Bu çocuklar zaten üstün, onlar için fazladan bir
eğitime gerek yok.
•
Her ortamda kendilerini geliştirebilirler.
•
Bunlara artı eğitim verirsek bir SEÇKİNLER sınıfı
yaratırız, bu da topluma üstesinden gelemeyeceği
sorunlar yaratır.
•
Zaten seçerek öğrenci alan orta öğretim kurumları bu
çocuklara yöneliktir, bunun dışında artı bir özel
eğitim vermek abestir.
•
Üstün zekâlılarla, özel eğitimin ilgilenmemesi
gerekir.
Bu
görüşleri uzatmak olasıdır. Ancak toplumların
gelişme ve ilerlemelerindeki katkıları olağan
kişilerden kat kat fazla olan üstün zekâlı ve üstün
yetenekli bireyleri toplumun elinden çekip alırsak,
ilkel toplumlar hâline dönüşebileceğimiz gerçeğini
unutmamak gerekir.
Her
çocuğun kendine özgü özellikleri olduğu bir
gerçektir. Bireyleri benzemez yapan bu
özellikleridir. Bununla birlikte üstün
yetenekli/zekâlı çocukların çoğunda gözlenen
belirli özellikleri vardır. Bazı durumlarda kendi
yaşıtlarına kıyasla farklı olabilir, davranabilir ya
da dönüt verebilirler. Bu çocuklarla birlikte
yaşarken ana babasını büyüleyen ya da utandıran
belli davranışlar sergileyebilecekleri de
unutulmaması gereken bir husustur. Bunun yanı sıra
çevresindekileri hayrete düşüren birtakım
davranışlar da yapabilirler. Bu nedenle üstün zekâlı
ve üstün yetenekli çocuklarda ortak olan özellikleri
ve ailelerin bu özelliklerle nasıl baş
edebileceklerini belirlemek gerekmektedir.
Sonu Gelmeyen Sorular
Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar akranlarına kıyasla
öğrenme hızları çok yüksek olduğu için bilgiye
açtır. Yaşadıkları çevre ve dünya hakkında hiç
durmaksızın bilgi edinmeye çalışırlar. Bazıları her
şey hakkında bilgiyi öğrenmek isterken bazıları da
bir çekirge gibi bir konudan diğerine ya da bir ilgi
alanından diğerine atlayabilirler. Bazıları ise
belli bir zaman diliminde sadece özel bir konuya
ilgi duyarlar ve bu konu etrafında zaman harcayarak
bilgi toplarlar.
Neredeyse sonsuz denebilecek kadar çok soru
sorabilirler. Ayağa kalktıkları dakikadan,
uyudukları ana kadar dünya ile ilişkili pek çok
bilgi edinmek isterler. Üstün yetenekli/zekâlı
çocuğa sahip bir aile bu durumu şöyle
betimlemektedir. “Çocuğum aynı bir sünger gibi her
şeyi emmek istiyor.”
Bu
çocukların sordukları sorulardan bazıları aşağıda
belirtilenlere benzer.
•
Yıldızlar nereye giderler? Neden üstümüze düşmezler?
•
Neden karlar ilk önce ağaçların altında erimeye
başlar?
•
Ağaçlar ısı yaratır mı?
•
Şimdiye kadar neden soğuk algınlığı için çare
bulunamadı?
•
Neden hâlâ savaşlar var?
Çocukların sordukları soruların bir kısmının
cevapları vardır diğer bir kısmın da belirgin ve
açık herhangi bir yanıtı yoktur. Ailelerin
çocuklarının bu sorularına yanıt verirken çaba sarf
etmeleri onların rahatlamasına sebep olur. Ailenin
verdiği cevapların ise çocuğun anlayabileceği
bilişsel seviyeyi aşmaması gerekmektedir.
Unutulmamalıdır ki üstün zekâlı çocuk ailenin
cevaplayabileceğinden çok daha fazlasını sorabilir.
Çocuğun sorduğu sorular gerçekten aileyi zorlamışsa
bu durumda aile kendine ve çocuğa karşı dürüst
olmalıdır. Çocuğun bilişsel düzeyine uygun olarak
cevap öncesi bir ön hazırlık yapılmalıdır. Örneğin,
“Bu gerçekten iyi bir soruydu. Pek çok erişkin bu
soruyu sormakta, bununla birlikte cevap
olarak verebileceğimiz çok net bir yanıt yok. Bu
konuda sen ne düşünüyorsun? Benim ne düşündüğümü
bilmek ister misin?” gibi cümleler kullanarak çocuğa
yardımcı olmaya başlanabilir.
Bir
ailenin neden, ne zaman, niçin, kim gibi sorulara
hazırlıklı olması için belli bir ön hazırlık yapması
ya da bu hazırlığın yapılabilmesi için çeşitli
düzenlemelerde bulunması gereklidir. Örneğin aile,
başvurabileceği kaynak kitapları her zaman elinin
altında bulundurmalıdır. Kaynak ya da yararlı
kitaplar arasında ansiklopediler, atlaslar
sayılabilir. Ek olarak internetten yararlanmak üzere
belli adresleri ya da arama motorlarını önceden
bilmeli kısaca bilgiye giden yollar hakkında bilgi
sahibi olmalıdır. Tüm bu kaynakların el altında ve
her an ulaşılabilir olması aileyi kısıtlı zaman
dilimlerinde faydalanabileceği kütüphanelere daha az
bağımlı hâle getirmektedir.
Etkinlikler Aracılığı İle Öğrenme
Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar ve aileleri öğrenme
ve keşfetme süreçlerinin sonunda bir etkinliğin
üretildiğini fark ederler. Bazı çocuklar öylesine
etkin ve hareketlidir ki yanlışlıkla dikkat
eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı alma
olasılıkları ile karşı karşıyadır. Bu tanı konulan
çocuklarla olan farkları, üstün yetenekli/zekâlı
çocukların güdülenmelerini ya da hareketlerini
sağlayan gücün onların araştırdıkları sorularına bir
yanıt bulma arayışıdır. Çevrelerindeki dünyayı merak
ettiklerinden, zorluktan ve karmaşıklıktan
hoşlandıkları için bu hareketli davranış örüntüsünü
sergileyebilirler. Bazen durumu ya da olayı
olduğundan çok daha karışık bir hâle getirirler.
Sonsuz gibi gözüken enerjilerini bir amaca ulaşmak
için kullanırlar. Hem zihinsel hem de fiziksel
açıdan etkindirler. Diğer yandan dikkat eksikliği
hiperaktivite tanısı almış çocuklar ise bir amaç
doğrultusunda çoğu zaman hareket etmezler.
Bedenlerini olduğu gibi beyinlerini de çok
çalıştırırlar, bu durum onların uykuya dalma
süreçlerinde de belli aksaklıkların ortaya çıkmasına
neden olabilir. Böylelikle zihinlerini dinlendirmede
ve rahatlamada zorluk yaşayabilirler. Aile, bu etkin
hareketlerini, hayal güçlerini ve enerjilerini
boşaltmada plân yapıp onları yönlendirerek yardımcı
olabilir.
Destekleyici, heyecanlı bir konuşmadan ya da heyecan
duyulan bir film izledikten sonra veya müthiş bir
plân yaptıktan sonra üstün yetenekli/zekâlı
çocukların hemen uykuya dalmasını beklemek çok büyük
haksızlık olur. Onların rahatlayabilmeleri için
belli bir zaman dilimi gereklidir. Baş ucu hikâye
kitapları ya da yatakta uyuma önce dinlenen
rahatlatıcı müzikler çocuğun uyumasına yardımcı
olacaktır.
Ne
zaman Ne Olduğunu Hatırlama
Üstün yetenekli/zekâlı çocukların büyük bir
çoğunluğu kusursuz bir belleğe sahiptir. Ailelerinin
unuttukları birtakım noktalarda onlara yardımcı
olurlar. Örneğin; bir anne çocuğu 3 yaşındayken
aldığı bir biletin çocuğunun 9 yaşına geldiğinde
hâlâ zamanını, yerini ve birtakım bilgileri
hatırladığını söylemektedir.
Bu
çocuklar özel günlerde, yılbaşı ya da bayramlarda
aldıkları hediyeleri ya da kendilerine verilen
sözleri çok iyi hatırlarlar. Örneğin; “3 hafta önce
salı günü bana çocuk parkına gideceğimizi
söylemiştin. Sanırım hâlâ gitmedik değil mi?”, “
Geçen sene eylül ayında öğretmenim bir alan gezisine
çıkacağımızı söylemişti ama henüz gitmedik. Neden?”.
Güven aşılamak için ailelerin ya da öğretmenlerin
tutamayacakları sözleri vermemeleri gerekmektedir.
Erken Öğrenmeler
Farklılıkların olmasına rağmen üstün
yetenekli/zekâlı çocuk erken yaşlarında yaşıtlarına
nazaran daha önce konuşmasını ve yürümesini öğrenir.
Fakat bazı durumlarda çocuklar tam doğru ve düzgün
cümlelerle konuşmaya başlayıncaya kadar sözel
iletişim kurmada isteksiz davrandıkları
gözlemlenebilmektedir. Benzer bir şekilde tam olarak
dengelerini sağlamadan yürümek istemeyebilirler.
Genellikle bu çocuklar pek çok şeyi bir ya da iki
tekrardan sonra öğrenirler. Tek bir tekrardan sonra
kolaylıkla öğrenebilirler, hatta onların öğrenmesini
istemediğiniz birtakım bilgiler olduğunda da durum
bundan farklı olmaz.
Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar konuşmasını çok
severler ve yaşıtlarına göre zengin bir dil
kullanırlar. Konuşma dilinde yaşıtlarına göre daha
fazla sözcükten yararlanırlar. Bu durum zaman zaman
yaşıtlarıyla aralarına belli bir soğukluğun
girmesine de neden olabilir. Zira yaşıtları onların
kullandıkları dili anlamada zorluk
yaşayabilmektedir. Örneğin; üstün yetenekli/zekâlı
çocuk dinazorlar hakkında konuşurken genel birtakım
sözcükler yerine özelleşmiş terimlerini kullanmayı
seçebilir. Dinazor yerine brontosaurus, stegosaurus,
tyrannosaurus trex gibi özelleşmiş kelimeleri
kullanabilir. Bu çocuklar bu gibi sözcükleri duymak
ve anlamakla kalmaz doğru içerik içerisinde de
kullandıkları dilde yer verirler.
Eşzamanlı Olmayan Gelişim
Üstün yetenekli/zekâlı çocukların yaşıtlarıyla
kıyaslandığında duygusal, fiziksel ya da zihinsel
yaşlarının farklı zamanlarda gelişebildiği
görülmektedir. Bu nedenle üstün zekâlı pek çok çocuk
bu alanlarda belli performans gösteren farklı
gruptaki çocuklarla arkadaşlık yapmayı tercih
ederler.
Bu
parlak çocuklar oyun oynamak ya da fikirlerini
paylaşmak için diğer bireylere ihtiyaç gösterirler.
Büyük bir grup içinde birkaç yaşıtı çocuk olsa da
onları bulma ve kuvvetli ilişki kurma eğilimi
gösterirler. Çocuk yaşıtı olan diğer çocuklarla
problemler yaşadığında kendisinden yaşça ileri olan
çocuklarla arkadaşlık etmenin daha uygun olduğuna
ilişkin bir yargı geliştirebilir. 5 yaşındaki bir
çocuk sokakta oyun oynamak için 9 yaşında bir çocuğu
seçebilir ve bunu “Onun çok güzel fikirleri var.”
şeklinde de ifade edebilir. Bu durum şüphesiz belli
zorlukları da doğurur. Örneğin; yaşça kendinden daha
ileri olan arkadaşı parkta oynamak isterken 5
yaşındaki çocuğun karşıdan karşıya geçmek için
ailesinden izin alması gereklidir. Diğer bir oyunda,
örneğin iki tekerlekli bisiklete binen 9 yaşındaki
çocuk onu arkasında yalnız bırakabilir. Bununla
birlikte bilgisayarı her ikisi de sevebilirler ya da
3 yaşındaki üstün zekâlı bir çocuk bu konuya daha az
ilgi gösterebilir.
Bu
çocuklar 10 yaşına bastıklarında yeni durum ve
problemlerle karşı karşıya gelirler. Zihin yaşı
olarak onlarla denk olan çocuklar karşı cinsle
arkadaşlık kurmaya çalışabilir, araba kullanmak
isteyebilir ya da alkollü içkiler denemek
isteyebilir. Oysaki bu duruma o, ne duygusal ne de etik
olarak hazır değildir. Fiziksel olarak da arkadaş
grupları içinde spor faaliyetlerinde yeterince
başarılı görülemeyebilirler. Zihinsel olarak üstün
oldukları hâlde sosyal ve duygusal yönden
bakıldığında diğerleriyle aralarında bir uçurum
olabilir. Özetlemek gerekirse üstün yetenekli/zekâlı
çocuklar kendilerini diğer çocuklardan daha farklı
hissederler. Bu noktada da ailelerinin onları
sevmesine ve anlamasına çok fazla ihtiyaç
gösterirler.
Üstün yetenekli/zekâlı bireylerin çocukluk çağında
en çok problem yaşadıkları dönem hangisidir?
1.
Okul öncesi dönem; çocuğun tam olarak neyin doğru
neyin yanlış olduğunu bilmediği bir çağdır ve çocuk
kendisini tam bir “aptal” olarak da
değerlendirebilir.
2.
Çocuk 10 yaş civarında; belli bir zorluk dönemi
yaşar. Bunun sebebi de arkadaş baskısının çok fazla
olmasıdır. Arkadaş grubunun onları kendileri gibi
olmaya yönlendirme baskısı sonucu, üstün
yetenekli/zekâlı çocuklar kendilerini gruba kabul
ettirebilmek için yeterince başarılı göstermemeye
başlayabilirler.
Bazı durumlarda aile yaşamına ilişkin problemler baş
gösterebilir. Bunun nedeni ise çocuğun duygusal
yaşının zekâ yaşını tutmamasıdır. Bu tür çocuklar
zaman zaman aptalca ya da çocukça davranabilirler.
Oysaki diğer çocukların benzer davranışları anne
babaları tarafından daha iyi tolere edildiği hâlde
onlara çocuk olmaya hakları yokmuş gibi
davranılabilmektedir.
Bazı yetişkinler ,doğru olmayan bir biçimde, bu
çocukların her şeyi “daha iyi bildikleri” kanısına
sahiptir. 5 yaşında bir çocuk 4. sınıftaki bir
çocuğun okuma ve problem çözme seviyesine
ulaşabilir. Ancak, o hâlâ 5 yaşında bir çocuktur.
Ayrıca bu tür problemlere parmak emmek gibi ya da
ayakkabısını bağlıyamamak gibi motor beceri isteyen
etkinliklerdeki zayıflıklar da eklenebilir.
Aileler çocuklarının göstermiş olduğu bu tür
davranışlara, onların her zaman her şeyi daha iyi
bildiklerine ve onların üstün olduklarına
inandıkları için, duygusal yaşına uygun olmayan
şekilde cezalandırmaya çalışabilirler. Bu,
kesinlikle çok yanlış bir tutumdur. Bu durumda aile
rahatlamalı ve çocuklarına onun yaşında olağan bir
çocuğa nasıl davranıyor ise öyle davranmalıdır.
Motor Becerilerdeki Farklılıklar
Bu
tür çocuklar motor becerilerde belli bir davranış
keskinliğine ulaşamayabilirler ve bu alanlarda bir
gecikme yaşayabilirler. Bu durum bir ikilemin ortaya
çıkmasına sebep olur. Bunun nedeni, elleriyle
çalışma becerisiyle, anlama ve bilgi edinme
seviyesinin tüm gelişim alanlarının üstünde
gelişiyor oluşudur. Örneğin; el yazısı annesinin ya
da öğretmenin ondan beklediğinden çok daha kötü
olabilir. Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar genellikle
el yazısını yavaş, yorucu ve olumsuz bir şekilde
değerlendirirler. Çünkü zihinleri bir kalemden çok
daha hızlı çalışmaktadır. Bu durumda klavyenin
öğretilmesi pek çok açıdan özellikle de yaratıcı
işlerin ortaya konmasında büyük önem taşımaktadır.
Bu
durumda çocuklara küçük kas gruplarını geliştirmesi
için çeşitli egzersizler verilmelidir. Bunların
arasından oyun hamuru çamurla oynama , parmak boyası
yapma, ipe boncuk dizme gibi birtakım etkinlikler
gösterilebilir. Bu tür etkinliklerin bir kısmı bir
süre sonra oldukça sıkıcı olabilir. Çocuğun kendini
ifade edebilecek bir sanat materyaliyle baş başa
özgür bırakılması atılacak en iyi adımdır. El
yazısının düzelmesi ya da el yazısına farklı bir
anlam katılması için bunu bir sanat formuna
dönüştürmek gerekebilir. Örneğin; kaligrafi
sanatının öğretilmesiyle çocuğun yaratıcılığına
farklı bir boyut katılmış olur. Çocuk bir taraftan
yaptığı işten zevk alırken bir taraftan da eğlenerek
kendini geliştirme olanağı bulur. Ayrıca pek çok
fiziksel etkinlik çocuğun küçük ve büyük motor
becerilerini geliştirmesi için önemli bir fırsattır.
Genç Avukatlarla Baş Etme
Üstün yetenekli/zekâlı çocuk sahip olduğu kusursuz
dil becerisini istediği birtakım şeyleri elde etmek
için kullanabilir. Bununla birlikte ana baba, onun
dikte ettiği birtakım kural ve yönergeleri kabul
etmeme durumundadır. Aile, önemli olan noktaların
farkına vararak kurallarını oluşturmalıdır,
böylelikle çocuk kendini daha güvende hissedecektir.
Bu çocukların üstün
yetenekli/zekâlı olmaları kurallara uymamak için
hiçbir zaman bir mazeret olamaz. Ancak, çocuklara
çok katı kurallar konulduğunda bu durum kendini
diğer çocuklara karşı hırçın davranma ve öfkelenme
şeklinde yansır. Aynı durum üstün yetenekli/zekâlı
çocuklar için de söz konusudur. Fakat onlar durumu
bir adım ileriye taşıyarak yalan söylemeyi ve erken
yaşlarda ihtiyaç duydukları şeyleri çalmayı
öğrenebilirler. Bu nedenden dolayı, özellikle üstün
zekâlı çocuklara her zaman adil ve saygılı davranmak
çok önemlidir.
Çocukların üstün yetenekli/zekâlı olması hiçbir
zaman onların ahlâksal açıdan da üstün oldukları
anlamına gelmemektedir. Bundan dolayıdır ki bu
çocukların diğer çocuklar gibi birtakım kurallara
ihtiyaçları vardır. Fakat diğer çocuklardan farklı
olmak üzere belli kuralların ya da belli
davranışların sonuçlarının ne olabileceği konusunda
çok daha hızlı bir kanıya varabilirler. Sonuç olarak
aynı hatayı tekrarlamaktan kaçınırlar.
Bu çocukların dünya üzerinde bir işe yaramaları,
fonksiyon görmeleri için dünyanın yapısını anlamaya
ihtiyaçları vardır. Eğer bu çocuklar sürekli olarak
aile ya da öğretmen tarafından kontrol altında
bulundurulurlarsa, kaybolma ya da kafalarının
karışması gibi karışık duygular içine girebilirler.
Çocuk olgunlaştıkça aile, onun gerçek kararlar
aldığını gördüğünde daha fazla güven hisseder. Bazı
durumlarda ise sınır belirten kurallar koymak hayati
önemlidir ve bunlar kesinlikle tartışmaya açık
kurallar değildir. Okuldan kaçmak, keyif veren ve
alışkanlık yapan maddeler kullanmak gibi konulardaki
kurallar bunlara örnektir. Ailelerin deneyim
kazanması sonucunda, çocuğun sadece limitlerini
zorlamak için mi yoksa farklı bir nedenden dolayı mı
kuralları tartışmaya başladığının ayırımını
doğru yapabilir hâle gelirler. Fakat belli bir
alandaki sorumluluğunu kanıtlamak için tartışmaya
girdiğinde kurallar bir miktar hafifletilip,
özgürlük adına bir adım ileriye atılabilir.
Erişkinlerin arkadaşlığı
Üstün çocuklar kendi yaşıtlarıyla arkadaş
olmaktansa, ailedeki yetişkinlerle ya da diğer
erişkinlerle iletişim içinde olmaktan mutluluk
duyabilirler. Bu tür bir seçim ve bağımlılığın
çeşitli sebepleri olabilir. Örneğin; üstün
yetenekli/zekâlı çocuk bu niteliğinden dolayı bir
huzursuzluk içindeyse erişkinlerle ilişki kurmayı
yaşıtlarına yeğler ve bundan da mutluluk duyar.
Hatta böyle bir çocuk, ailesini en iyi arkadaş
olarak kabul edebilir.
Üstün yetenekli/zekâlı çocuk çoğu zaman bazı şeyleri
oldukça iyi bir şekilde çıkarsayabilir fakat
bilişsel olarak neyi ne kadar anladığı ile ilişkili
becerileri kazanmada eksiklikler yaşayabilir. Bundan
dolayı da amaçlarına ulaşmada erişkinlerin yardımına
ihtiyaç duyabilir.
Risk almanın önemi
Bazı erişkinler, çocuklarının kendilerinden daha az
risk alır oluşlarını şanslı bir durum olarak
görürler. Bu durum en azından fiziksel birtakım
zorluklarla karşı karşıya gelindiğinde oldukça
olumlu bir şekilde gözükmesine rağmen yeni bir
aktivite ile karşılaşan üstün yetenekli/zekâlı çocuk
bir adım geri çekilebilir ya da denemek bile
istemeyebilir. Bunun sebebi bu çocukların
kendilerini fazlaca eleştirmesi ve çoğunlukla
kendilerinde eksik olan yönleri bulup çıkarmasıdır.
Kendilerine olan güvende eksiklik yaşayan bu
çocuklar, bir şey hakkında tamamen bilgi sahibi
olmak yada onun nasıl çalıştığına dair net ve kesin
bir bilgiye sahip olmak ihtiyacı içindedirler. Bir
söz vermeden önce onunla ilgili pek çok şeyi bilmek
zorunda olduklarını düşünürler.
Bazı üstün zekâlı çocuklar, yeni şeyler denemeye
çekinirler; yanlış yapmaktan, hatalı olmaktan, aptal
durumuna düşmekten çok fazla korkarlar. Diğer
çocukları yeni şeyleri gerçekleştirirken
gözlemlemeyi tercih ederler. Model alarak öğrenmeyi
benimserler. Başarısız olmaya karşı aşırı bir korku
geliştiren bu çocuklar kendini daha rahat ve iyi
hissetmesi konusunda aileden ve öğretmenlerinden
destek almaya ihtiyaç duyarlar. Bir şeyi ilk
denemede yapamamak, utanılacak ve başarısız
sayılacak bir durum değildir. Başarısız olmak, ya da
hata yapmak, hiçbir zaman insanı güvenilmez bir kişi
yapmaz.
Ailenin bu gibi durumlarda olumsuz konuşmalardan
kaçınması gerekir. “Bu, asla işe yaramayacak.” gibi
cümleler, çocuğun kendi hayal gücünü kullanmasını
engeller. Aile ve öğretmenin çocuğun ortaya
çıkardığı işi takdir etmesi gerekmektedir. “Bunu
başarmak için gerçekten çok çaba sarf ettiğini
görebiliyorum.” gibi cümlelerle çocuğu
cesaretlendirmek gerekmektedir. Çocuğa her zaman,
denemesi ve sonuçta ne olduğunu görmesi için
fırsatlar verilmelidir.
Çocuğun belli riskleri alarak yeni şeyler
öğrenmesine izin vermek gerekmektedir. Gerekirse
öğretmen ya da anne bunun için model olur.
Çocukların pek çoğu, erişkinlerin birtakım
becerileri çok çabuk edindiklerini düşünürler. Çocuk
ve erişkin elele vererek yeni bir spora başlama,
yeni bir sanat formunu yaratmak ya da yabancı bir
dil öğrenme gibi atılacak olumlu bir adımı
oluşturur. Pek çok yeni şeyi aile, çocuğu ile
birlikte deneyebilir. Çocuğa yardımcı olmanın bir
başka yolu da her sorunun bir tek doğru yanıtının
olmadığı gerçeğini çocukla paylaşmaktır. Bu bağlamda
işe, aşağıdaki sorulardan başlayabilirsiniz.
•
Evimizi daha nasıl geliştirebilir,
güzelleştirebilirsin?
•
Millî piyangoda en yüksek ikramiyeyi kazanırsan ne
yaparsın?
•
Sence yaşamak için en ideal yer neresidir? Neden?
•
İdeal bir okul sence nasıl olmalıdır?
Bir
komedyene sahip olmak
Üstün yetenekli/zekâlı çocukların genellikle espri
yetenekleri oldukça gelişmiştir. Dünyayı anlama
becerileri oldukça yüksek seviyededir ve bu nedenle
uygun espriyi rahatlıkla yakalayabilirler.
Şakalardaki önemli noktaları rahatlıkla fark
ederler. Bu durum, hem duydukları hem de kendi
yaptıkları şakalar için geçerlidir. Bunun yanında
diğer çocuklar, bu özel noktaların bir kısmını
kaçırabilirler. Böyle bir durumda çocuklar
diğerlerinin şakayı anlamamasından dolayı
kendilerini kötü hissedebilirler. Bazı çocuklar sırf
bu nedenden dolayı erişkinlerin arkadaşlıklarını
tercih edebilirler. Bu çocuklar sözcüklerle oynayıp
birtakım espriler üretirler. Bir aile erişkinlerin
anlayabileceği esprileri çocuğunun 4 yaşından
itibaren anlayabildiğini bildirmiştir.
Az
da olsa bazı durumlarda, üstün yetenekli/zekâlı
çocukların espri anlayışları rahatsız edici bir
duruma gelebilir. Bunun önüne geçilmesi için çocuğa,
insanların küçük düşürülmekten veya utandırılmaktan
hoşlanmadıkları söylenmelidir.
Hızlı ve
derin öğrenenler
Genellikle üstün yetenekli/zekâlı çocuklar temel
becerileri normal çocuklardan daha hızlı ve daha iyi
öğrenebilirler. Öğrenilen yeni bilgiler için daha az
tekrara ve alıştırma yapmaya ihtiyaç duyarlar.
İlgilendikleri bir etkinliğin, tekrar tekrar
üstünden gitmek, onlar için oldukça sıkıcı olabilir
ve kolaylıkla güdülenmelerini kaybederler. Bunun
sonucunda dikkatsizlik nedeniyle hatalar
yapılabilir, özenilmemiş defterler ya da
bitirilmemiş ödevlerle karşı karşıya kalınabilir.
Bazı öğretmenler, bu durumu motivasyon eksikliğine
bağlayıp bunu çocuğa karşı kullanırlar. Örneğin,
“Senin üstün yetenekli olduğunu düşünmüyorum, sen
normal bir sınıf ödevini dahi yapamaz durumdasın.”
gibi.
Üstün yetenekli/zekâlı çocukların farklı alanlara
ilgisi vardır. Belli bir zaman diliminde belirgin
bir konu üzerinde yoğunlaşırlar. Çok erken yaşlarda,
ilgilendikleri konu üzerinde özelleşebilirler.
Çocuklar, önemle üstünde durdukları konudan başka
birine atlayabilir ve ilgilendikleri konuda bir adım
daha ileri gitmek isteyebilirler. Bu durum, gün
geçtikçe daha da zor bir hâl alabilir. Örneğin,
yetişkinler dinazorların sevimsiz olduğunu
düşünürken çocuk, bir gün eve bir kertenkele ile
gelebilir. Bir aile son çare olarak duruma el koymak
için kesin kural koymayı plânlamıştır. Kural
şöyledir: “Anne ve babanın izni olmadan eve
kesinlikle bir canlı getirilmez”. Ancak çocuk,
resimlerle veya filmlerde gördüğü canlılarla
yetinmemekte ve gerçek canlılarla beraber olmak
istemektedir. Söz gelimi trafik kazasında araba
çarpması sonucu ölen hayvan leşlerini de iç
organları üzerinde incelemeler yapmak amacıyla eve
getirmektedir.
Zeki öğrencilerin çoğu proje başlatmaktan
hoşlanırlar. Hobi ve koleksiyona düşkündürler.
Birtakım bilgilere kendi başlarına ulaşmayı ve bu
bilgileri kendi başlarına öğrenmeyi severler. Zaman
zaman üstesinden gelemeyecek kadar yüklü
programlarda çalışmak isteyebilirler. Bir orta okul
öğrencisi insanların tarihi hakkında proje yapmak
istemiş ve zaman dilimini ilk canlının ortaya çıkışı
ile günümüz arasında almıştır. Bu çok geniş bir
başlık olduğundan, yapılması gereken sadece özel bir
zaman dilimi içindeki insan gelişimini incelemektir.
Böylelikle öğrenci tüm etkinlikler içinde yok
olmadan özel bir konu ile ilgili araştırmasını
rahatlıkla sürdürebilir. İçerik olarak geniş bir
yelpazeye dağılmış konuların araştırılmasında
öğrenciler çok güçlük çekerler. Öğrenciler, konu
başlığını basamaklara bölmede güçlük yaşarlar. Bir
alandaki çalışma ve araştırma bittikten sonra
diğerine atlanması gerektiği konusunda
bilgilendirilmeye ihtiyaç duyarlar. Bu noktada
öğretmenlerin öğrencilere yardımcı olması
gerekmektedir. Bu nedenle öğrencinin, proje alırken
ve seçerken mantıklı bir çerçeveye oturmasına dikkat
edilmelidir. Projenin bir kısmını alan öğrenci işini
başarı ile tamamladığında pek çok şey öğrenmiş
olacaktır. Unutulmaması gereken husus, bir projenin
en zevkli tarafı onun araştırma ile ilgili olan
bölümüdür. Proje belirlenirken çocukların özellikle
ilgilendikleri konular göz önünde bulundurulmalıdır.
Proje süreci öğretmenler tarafından dikkatle
sorgulanmalıdır.
Konu seçiminde olduğu gibi projenin bitirilme tarihi
noktasında da çocuğa yardımcı olunmalıdır. Yapılacak
çalışmalar, hiçbir zaman son ana bırakılmamalıdır.
Konu olarak özel bir noktadan giriş yapan öğrenci
konuyu bölümlere ayırarak her bir basamağı ne zaman
yapacağı konusunda kendine bir zaman tablosu
çıkarmalıdır. Bu zaman tablosunun tüm çalışmalar
esnasında oluşturulmasına, kullanılmasına ve buna
sadık kalınmasına hem öğretmen hem de anneler
tarafından dikkat edilmelidir.
Aşırı duyarlık
Üstün yetenekli çocuklar, her yaş diliminde birtakım
problemlerin net ve kesin olarak farkındadır. Yüksek
farkındalık ve gözlem kabiliyetleri sayesinde savaş,
açlık, gücü kötüye kullanma, şiddet gibi olumsuz
birtakım davranışlar ya da olaylar hakkında korku
geliştirebilirler. Özetle, tüm dünya problemleri
hakkında kaygı duyabilirler. Bu çocuklar çok erken
yaşta dahi bu noktalardaki hassas tutumları yüzünden
kendilerini olumsuz, üzgün ve çaresiz
hissedebilirler. Bu çocuklar, yaşıtlarıyla
kıyaslandıklarında onların fazlasıyla şiddet ve
nükleer savaştan çok korktukları ve çekindikleri
saptanmıştır. Şiddetten çekinmelerinin ve
sakınmalarının bir sebebi de medyada gördükleri
çocuk kaçırma, terörizm, cana kastetme gibi ölümle
sonuçlanan kazalar hakkındaki haberlere tanık
olmalarıdır.
Bunların yanında bu çocukların farklı ek korkuları
da olabilir. Bunların arasında ölüm, hastalık,
hamilelik, düşük yapma, iş bulamama, arkadaş
bulamama, yalnız kalma, sevilmeme ve zihinsel
yetersizliği olma gibi konular sayılabilir.
Erken yaşta olmalarına rağmen bu çocuklar ölümün
farklı boyutlarının farkında olabilirler. Ölümün
anlamını sorgulayabilirler ve ölme konusunda bir
takıntıya sahip olabilirler. Ölümle ilgili birtakım
dramatik sahneleri drama şeklinde oynayabilir veya
kaza ile ölmüş bir canlıyı gömmek için eve
getirebilirler.
Ölümün doğal bir süreç olmasına karşılık aile
bireylerinin bunun üstesinden gelmesi oldukça
zordur. Çoğu yetişkinler ise çocuklarla konuşmaktan
kaçınırlar. Bunun sonucu olarak çocuklar, suçluluk
gibi uygun olmayan hislere kapılabilirler.
Çocukların sorularına erişkinler tarafından büyük
bir açık yüreklilikle cevap verilmelidir. Çünkü
konuşulmadığında çocuklar, doğru olmayan
çıkarsamalarda bulunabilirler.
Üstün zekâlı çocukların bu yüksek duyarlılığı onları
sosyal yaşantıdan biraz uzaklaştırabilir ve hatta
kendilerinde yanlış bir şey bile olduğunu
düşünebilirler. Bu yoğunluktaki duyarlılık, hem
olumlu hem de olumsuz etkilere neden olabilir. Bunu
belirleyen kritik nokta, çocuğun algılaması ve
verdiği dönütle ilgilidir.
Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar ilgilendikleri
konularda oldukça uzun bir süre dikkatlerini
toplayabilirler. Bununla birlikte benzer bir durum,
ödevlerin tamamlanmasında gerçekleşmeyebilir. Çocuk
ödevlerini tamamlamadan önce zaten kendi sevdiği
konuyu içeren kitaplarıyla, bilgisayarıyla ya da
projesiyle yoğun olarak ilgilendiğinden ailesinin
onu yemeğe çağırdığını duymayabilir. Bu durum onun
ailesini göz ardı etmesinden ya da duymazdan
gelmesinden değil çağrıldığının farkında
olmayışındandır. Eğer çocuk, çağrıldığını duymazsa,
nazik bir kucaklama ya da dokunmayla onu
uyarabilirsiniz. Bunun yanında gözlerine bakarak
etkilemek de mükemmel sonuç verir. Bağırıp çağırmak
genellikle aileleri amaçlarına ulaştırmadığı gibi
çocuklarının da duyarsızlaşmasını sağlar. Bağırma
alışkanlığı olan ailelerin çocukları genellikle bu
durumda görmezden gelme davranışını kazanabilirler.
Bireylerin kaygı ve huzursuzlukları, programları
önceden plânlayarak ve bunu uygulayarak biraz daha
azaltılabilir. Büyük olasılıkla ailedeki yetişkinler
birbirinden “Şu kitabı yerine koy.”,“Hadi şimdi
alışverişe gidiyoruz” gibi anlık yönergeler yerine
“Saat 3’te alışverişe çıkmak zorundayım.” gibi
içinde emir bulunmayan ve bilgi barındıran
yönergeler duymaktan hoşlanırlar. Bu durumda aile,
benzer formdaki cümleleri kendi çocuğu için de
kullanmalıdır. Örneğin; bir yerden ayrılmak
gerektiğinde anne şöyle bir cümle kurarak çocuğun
kendi davranışlarını ayarlamasını sağlayabilir:
“Ayrılmadan 10 dakika önce sana haber vereceğim”.
Bazı zamanlarda çocuk kendini duyusal uyaran
bombardımanına tutulmuş gibi hissedebilir. Çocuğu bu
duygudan kurtarmak için onun rahatlamasını
sağlamalıdır. Söz gelimi evde daha sessiz ve sakin
bir köşeye gitmesi için yönlendirilmelidir. Anne
babalar evlerinde çocuğun huzurlu olabileceği özel
bir yer hazırlamalıdırlar. Üstün zekâlı çocuklar,
özellikle görme, ses ve çevreden gelen pek çok
uyarana oldukça hassastır. Doğadan, müzikten ve
renklerden derin bir şekilde etkilenirler. Çoğu
kişinin göremediği ufak noktaları ve ayrıntıları
onlar yakalayabilir. Güven ve huzur veren bireylerle
olmaya gereksinimleri vardır. Bazı çocuklar, uykuya
dalmada problemler yaşayabilirler. Bunun sebebi de
zihinlerinin aşırı yüklenmesidir. Onlara sürekli
uyaran sağlayan kitap, televizyon gibi araçları
bırakamamalarıdır. Bazen, hemen uykuya dalarlar
fakat gecenin bir yarsında zihinleri pek çok güzel
düşünülerle dolu olarak uyanırlar. Bu gibi durumlar
için aile, çocuğun baş ucunda kayıt cihazı
bulundurabilir. Böylelikle ertesi gün bu harika
fikirlerini kaybetmeyeceğini ya da unutmayacağını
bilen çocuk, rahatlamış bir şekilde uykusunu
sürdürecektir.
Zihinsel yükün belli aralıklarla boşaltılması
gerektiğinden, birtakım rahatlama tekniklerine yer
verilebilir. Bununla birlikte fiziksel egzersizler
zaman zaman öylesine rahatlatıcı olur ki çocuklar bu
durumu alışkanlık hâline getirebilirler. Bunun
nedeni, ağır egzersizlerden beynin, kasların
ağrısını hafifletmek için çıkardığı morfin benzeri
maddelerdir. Bu maddeler beyin tarafından doğal bir
şekilde üretilir. Bu maddelerin verdiği rahatlığı
hisseden çocuk, yeniden ağır egzersiz yapmak için
motive olmuş olur. Eğer bu durum yoğun bir şekilde
yaşanırsa fizik egzersizlerinin uygulamasında
aşırıya kaçılmış olur. Aile böyle bir durumla
karşılaştığında çocuğun dengeyi sağlaması için ona
egzersiz plânları yaparak yardımcı olması
gerekmektedir. Ayrıca onu yeni oyunlar öğrenmesi,
yeni arkadaşlıklar edinmesi ve böylelikle
rahatlaması için yönlendirmelidir.
Çocuklar için rahatlama teknikleri
Çocuğa zihnini bir noktada yoğunlaştırıp meditasyon
yaparak rahatlamasını öğretebilirsiniz. Örneğin;
açık bir zihnin tamamen kendine dönük bir şekilde
bütün dış uyaranlardan uzak, kendi içinde bir
tutarlılık ve rahatlık sağladıktan sonra, içindeki
düşünceleri yönlendirmeye izin verilebilir.
•
Bir rahatlama pozisyonunda nefes alışları sayma çift
etkiye sahiptir. Bu egzersiz hem rahatlamayı hem de
pek çok fikrin peşinde koşan zihnin biraz daha
kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. Çocuğun
birden başlayarak 10’a kadar nefes alıp verişini
saymasını sağlayın. Bu egzersize çocuk kendini rahat
hissedinceye kadar devam edebilir. Aile, yeterince
rahatlama sağlanmamışsa, çocuğa sayma olgusunu
tekrar ettirebilir.
•
Çocuğun rahatlaması için farklı bir fiziksel
etkinlikten de yararlanılabilir. Onu yatar ya da
oturur bir durumda gözleri kapalı ve rahatlamaya
hazır bir pozisyon almasını sağlayabilirsiniz. Daha
sonra tüm kaslarını ayaktan başa olacak şekilde
teker teker kasıp daha sonra da serbest bırakmasını
isteyebilirsiniz. Böylelikle çocuk farkında olmadan
gündelik hayatında vücudunun bir noktasını istemsiz
olarak kastığında bu duyguyu hatırlayarak derhal
gevşeyecektir.
Düzenli olmak veya olmamak
Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar, her zaman düzenli
ve tertipli olmayabilir. Dağınıklık ve karışıklık
için geliştirdikleri özel bir toleransları vardır.
Bu çocuklar, yarınların enerji krizini çözebilirler
ama bugün aradıkları bir kalemi bulamayabilirler.
Odalarında yarı tamamlanmış projeler, lego şehirler,
pul koleksiyonları ve pek çok farklı ilgi alanına
dair eşyalar vardır. Ödev kâğıtlarının temiz ve
düzenli olarak verilmesi bu çocuklar için öncelikli
öneme sahip şeyler arasında sayılmaz. Benzer bir
şekilde odalar da bu kurala katılır. Aslında derli
toplu olmanın standardı kişiden kişiye
değişmektedir. Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar
genellikle eşyalarını atmaktan nefret ederler.
Örneğin, güzel bir kaya parçasını nerede, nasıl ve
ne zaman bulduklarını çok net hatırlamakla birlikte
ertesi gün okula götürmek zorunda oldukları kitabı
bulmaları uzun bir süreyi alabilir. Gözlemleri
oldukça keskindir ve detaylar konusunda da
farkındalık seviyeleri oldukça yüksektir. Eğer
etraflarında bir şey kayıp ve eksikse bunu hemen
fark ederler. Ailelerin bu noktada çocuğun haklarına
saygı göstermesi gerekir. Ona ait olan eşyalar odada
yer kaplıyor diye bir torbaya doldurulup atılamaz.
Büyük bir çoğunlukla okullar, zamanı kullanma ve
düzenli olma becerilerini öğretmez. Bundan dolayı
ailelerin bu noktada verecekleri destek çok
önemlidir. Örneğin, aileler haftalık ya da aylık
“Neleri saklamak istiyorum?” oturumları
düzenleyebilirler. Çocuğun okula ait birtakım
notlarını ya da onun için önemli olan pek çok şeyi
atmak istememesi doğaldır. Bununla birlikte aile, bu
notları belli bir konu başlığı altında düzenli
tutmasını ve her birinin belli bir konu başlığı
altında dosyalanıp özel yerlerde saklamasını
sağlayabilir.
Düzeni sağlamak için kutulardan, dosyalama
sistemlerinden yararlanılabilir. Üzerindeki etikete
konu adı veya numara veren çocuk, bunları düzgün bir
şekilde saklamalıdır. Ayrıca okul yaz tatiline
girdiğinde aile tekrar “Bu sene hakkında neler
hatırlamak istiyorum?” oturumu düzenlemelidir.
Geçmiş yıla ait ne tür belgelerin saklanacağı ve
hangilerinin atılacağı hakkında çocuğun bir karara
varması gerekmektedir. Proje çalışmalarının bir
portfolyo içinde saklanması sayesinde, ileride
öğretmenlerin onu daha iyi değerlendirmesine olanak
tanıyacak bir sistem de kurulmuş olur. Çocuğun
eşyalarını saklamak için kutulardan yararlanılacaksa
onun yaratıcılığını kullanarak kutuyu bir sanat
eseri hâline dönüştürmesine olanak verilebilir. Bu
kutular dolduğunda yeniden düzenleme için uygun
zaman gelmiş demektir.
Çocuğun kendisinin örgütlediği bir alanının göreceli
olarak daha az dağınık olmasına yardımcı
olunmalıdır. Bu durumda aileler birtakım kurallardan
yararlanabilirler, örneğin; “Cumartesi sabahı hiçbir
şey yerde durmamalıdır”. Odada içecek kutularının
bulundurulmasına izin verilmez. Çocuğun günlük
kullandığı eşyalar, günlük olarak yerlerine
kaldırılır.
Erken okuyanlar
Bazı üstün yetenekli/zekâlı çocuklar okumayı kendi
başlarına öğrenirler. Genellikle bu çocukların ne
zaman ve nasıl okuma kodunu söktükleri
konusunda herhangi bir fikrimiz olmayabilir. Bununla
birlikte erken okuma hiçbir zaman üstün zekâlılığın
bir göstergesi değildir.
Bazı çocuklar okumasını 3 yaş gibi erken bir dönemde
öğrenirler. Bu çocukların bazılarına okuma konusunda
aileleri, kreşteki öğretmenleri ya da bakıcıları
yardımcı olmuştur. Diğer üstün yetenekli/zekâlı
çocukların ise farklı alanlarda ilgileri olabilir ve
okuma onlar için öncelikli konular arasında
sayılmayabilir. Ana okullarında ya da birinci
sınıfta okumasını öğrenemeyen bir öğrenci üstün
zekâlı olamaz gibi bir etiket kullanılmamalıdır.
Benzer şekilde de okul öncesi okumayı
öğrenen çocuklara üstün zekâlı etiketi konmamalıdır.
Erken okuyan çocuklarda dili ustalıkla kullanma,
erken çocukluk döneminde uzun süreli dikkat,
sembollerin uygun biçimde kullanılması, erken
neden-sonuç ilişkisini bulma becerilerinin toplamı,
çocuğun üstün olduğuna dair kanımızı etkileyecek ip
uçlarından sadece bazılarıdır. Çok yüksek seviyede
üstün zekâlı olan çocuklar, 4 yaşın altında
okumasını öğrenebilirler. Bu tür çocuklarla çalışan
okul öncesi kurumlar, onun gelişimine ve
ihtiyaçlarına bağlı olarak kendi programlarını
ayarlamak zorundadırlar.
Üstün yetenekli/zekâlı çocukların bir kısmı, okul
öncesinde okumayı öğrenirken diğer bir kısmı ise
birinci sınıfın sonunda hâlâ okumayı sökememiş
olabilir. Çoklu zekâ kuramından da destek alarak
çocukların belli zekâ alanlarında farklı seviyelerde
oldukları söylenebilir. Okumasını geç öğrenen üstün
yetenekli/zekâlı çocuğun çok daha farklı alanlarda
yaşıtı bireylerden olumlu bir şekilde farklılaştığı
gözlemlenecektir.
İletişim
Pek
çok üstün yetenekli/zekâlı çocuk çevresiyle iş
birliği içindedir, sosyaldir ve sevilir.
Çoğunlukla lider olarak görülür. Ailelerin bu
çocukları olumlu bir yöne doğru yönlendirmelerinde
fayda vardır. Aksi durumda, çete liderlerinin
aslında pek çoğunun üstün yetenekli/zekâlı
çocukların olduğu unutulmamalıdır. Bu tür çocuklar,
büyük bir şanssızlıkla bir şekilde olumsuz olarak
yönlendirilmişlerdir.
Üstün yetenekli/zekâlı çocukların ailelerinin çok
daha şanslı olduğu ve bu ailelerin işlerinin çok
daha kolay olduğu kanısı yanlış bir inançtır.
Aslında bu durum, aileler için oldukça zorludur. Bu
çocukların çok daha fazla kaynağa ihtiyaçları
vardır. Benzer şekilde aile içinde çok daha fazla
iletişim içinde olmaya ihtiyaç gösterirler.
Aileleri, çocuklarının okul sonrasında ve hafta
sonunda ne yaptıklarını yakından izlemek zorundadır.
Bu çocukların kimlerle arkadaşlık ettiği oldukça
önemlidir. Aileler, çocuklarının arkadaşlarını
arayarak kedilerini tanıtmalı ve aileler arasındaki
ilk iletişim başlatılmalıdır.
Zaman içinde pek çok çocuk ailelerinin kendi
hayatlarına daha az karışmasını ister. Bu ilişki
diplomatik bir şekilde her zaman sıcak tutulmalıdır.
Yaşıtların oluşturduğu grupların etkisi her çocuk
üzerinde inanılmaz bir baskının oluşmasını
sağlayabilir. Örneğin; belli bir zamana kadar hem
davranışlarının hem de akademik başarısının çok
yüksek olduğu bir kız çocuğunun davranışları okul
başarısı tam zıt yönde değişmiştir. Aile durumu
“Sanki kızımız değil de evde bir yabancı ile
birlikteymiş gibiyiz.” diyerek duygularını
paylaşmıştır. Bu gözlemden bir süre sonra ise aile,
kızlarının madde bağımlılığı hakkında bilgi sahibi
olmuştur. Aile, yaşam ortamını pozitif bir havaya
sokmalıdır. Örneğin; eve pizza ısmarlamalı,
içecekler hazırlanmalı, belki de hep birlikte bir
film seyredilmelidir. Bu şekilde olumlu bir
atmosferin sağlandığı evlerde çocuk zamanının bir
kısmını evde geçirme eğilimi gösterecektir.
Ana
babaların üstün zekâlı ya da üstün yetenekli çocuğun
sahip olduğu özelliklerini en üst düzeyde
geliştirebilmesini sağlamak için, şu önerileri
yerine getirmesi gerekmektedir;
•
Çocuğunuzun sorduğu soruları büyük bir sabırla ve
büyük zevkle yanıtlamaya hazır olunuz.
•
Çocuğunuzun sorduğu sorulardan yola çıkarak onu
ilgilendiği konuları araştırmaya yönlendiriniz.
•
Zihinsel büyümesi kadar, fiziksel ve toplumsal
becerilerini geliştirmesini teşvik edin.
•
Çocuğunuzun , zihinsel gelişimleri ne olursa olsun
tüm diğer akranları ile geçinmeyi öğrenebilecekleri
ortam hazırlayınız.
•
Çocuğunuzu asla, diğer çocuklarınızla veya akranları
ile kıyaslamayın.
•
Çocuğunuzu, üstün zekâlı olduğu için değil,
çocuğunuz olduğu için seviniz.
•
Çocuğunuz için evde uyması gereken kurallar ve
ölçütleri onunla birlikte belirleyin, eşler arasında
tutarlılık olmasına özen gösteriniz.
•
Asla evin PATRONU olmasına izin vermeyin, ancak
kararları almada katılımını sağlayın ve mutlaka evde
sorumluluklar ve görevler almasını sağlayınız.
•
İlgi, yönelim ve isteklerini belirleyebilmesi için
seçenekli ortamlar hazırlayınız.
•
Başarılarını abartmayınız ve küçümsemeyiniz.
•
Beklentilerinizi çok aşağı ya da çok yukarıda
tutmayınız.
•
Çocuğun ilgi ve üstünlük gösterdiği dallarda ana
babalar yetersiz kaldığınız zaman, el verdiğince
özel ders, kurs vb. kolaylıkları sağlayınız.
PROBLEMLERİN ÜSTESİNDEN GELME
Üstün yetenekli/zekâlı çocukların özelliklerinin
güçlü yönleri ile bağlantılı olabilecek olası
problemler
Güçlü yönler olası problemler;
Bilgileri çok çabuk kazanabilir. Diğer çocukların
ona kıyasla öğrenme hızları yavaş olduğundan
sıkılabilir ve rutin işlerden hoşlanmayabilir.
İçsel güdülenmeye ve yüksek bilişsel düzeye
sahiptir. Oldukça meraklıdır. Zaman zaman
erişkinlerin utanabilecekleri sorular sorabilirler.
Yönlendirmeye karşı gelebilirler. İlgilendikleri pek
çok farklı konu vardır.
Soyut şeyleri kavramlaştırma ve sentez yapma
becerisine sahiptirler. Problem çözmekten ve
bilişsel etkinliklerden hoşlanırlar. Detayları
atabilir ve istemeyebilirler. Alıştırma yapmaktan
hoşlanmayabilirler. Öğretim sürecini
sorgulayabilirler.
Neden-sonuç ilişkisini kolaylıkla bulabilirler.
Duygular gibi bire bir mantıklı olmayan konuları
kabul etmekte zorluk yaşayabilirler. Kültürel
ilişkilerde ve kader gibi soyut konularda aşırı
mantıklı olduklarından uyumsuzluk yaşayabilirler.
Gerçeği severler ve ona ulaşmak isterler. Adil
olmaktan hoşlanırlar. Pratik olmakta güçlük
çekebilirler. İnsanlıkla ilgili konularda kaygı
taşırlar.
Bazı şeyleri organize etmekten, insanları
yönlendirmekten, pek çok şeyi sistemleştirmekten
hoşlanırlar. Birtakım kuralları katı kullanmaları
onların dışardan kaba, zorba veya patronumsu
gözükmelerini sağlayabilir.
Kelime dağarcıkları çok geniştir ve pek çok alanda
geniş bilgiye sahiptirler. Bazı durumlardan kaçınmak
için kelimelerden yararlanırlar. Uygun olmayan
durumlarda kelimeleri kendi amaçlarına ulaşmak için
kullanabilirler.
Eleştiri yapma becerisine sahiptirler, yüksek
beklentileri vardır. Fazlaca hem kendilerini hem de
diğer bireyleri eleştirirler. Bu eleştirilerde
aşırıya kaçabilirler. Kendilerini fazlaca
eleştirdiklerinde cesaretleri kırılabilir ve
kendilerini depresif hissedebilirler.
Güvenilir gözlemcilerdir. Ender durumları da her
zaman için olasılık dahilinde görürler. Yeni
deneyimlere oldukça açıktırlar. Zaman zaman bir
noktaya aşırı yoğunlaştıklarında hayatlarının geri
kalan kısmını unutabilirler.
Oldukça yaratıcıdırlar. Pek çok şeyi kendi
yöntemleriyle ve yeni bir metotla yapmayı severler.
İstemeyerek de olsa bazı plânların akışını ya da
kaderini etkileyebilirler ve bunun ardından farklı
ya da sıra dışı etiketini alırlar.
Kendi sevdikleri ve seçtikleri alanda çok uzun süre
dikkatlerini toplayabilirler. Davranışlarını bir
amaç doğrultusunda gerçekleştirirler. Çok
kararlıdırlar. Böyle bir konsantrasyonun kesilmesine
karşı olumsuz düşünürler. Gündelik rutinleri yerine
getirmede zorlanabilirler.
Diğer bireylere karşı oldukça hassas ve empatik
davranabilirler. Başkaları tarafından kabul görür
olma isteği içindedirler. Kendilerinin
eleştirilmesine ya da arkadaşları tarafından kabul
görmeme konusunda kaygıları vardır. Diğer insanların
da benzer değer yargılarına sahip olduklarını
umarlar. Başarıya ve fark edilmeye ihtiyaçları
vardır.
Yüksek enerjileri vardır. Oldukça dikkatlilerdir ve
belli bir noktada yoğun bir şekilde zihinsel ve
bedensel eforlarını gösterebilirler. Aktif
olamadıklarında kendilerini oldukça kötü
hissederler. Diğer bireylerin de programlarını
bozabilirler. Sürekli uyaran açlığı içindedirler.
Bağımsızdırlar, bireysel çalışmaktan ve kendilerine
dayanmaktan hoşlanırlar. Arkadaş ya da ailelerinin
onlara direktif vermesinden hoşlanmazlar.
Espri yetenekleri kuvvetlidir. Espri yeteneklerini
olumsuz ve incitici kullanabilirler. Organize
olmakta güçlük çekebilirler. Sürekli uyum
göstermekte zorlanabilirler. Durumlardaki olağan
dışı tarafları görebilirler. Yaptıkları espriler
arkadaşları tarafından anlaşılmadığında
kızabilirler. Dikkat çekmek için esprilerde aşırıya
kaçtıklarında sınıfın palyaçosu hâline
dönüşebilirler.
Üstün zekâlı çocukların aileleri yanında eğitiminde
görev alacak öğretmenlerin de dikkate alması gereken
bu özelliklerin, sınıf ortamında nasıl
uygulanabileceği hususu üzerinde de biraz durmak
gerekmektedir. Ancak,
Üstün zekâlı çocuklar için özel eğitim önlemlerinin
alınmamış olması nedeniyle, olağan eğitim ortamları
içinde düzenlemelerin yapılması zorunlu hâle
gelmiştir. Bu düzenlemelerin sınıf öğretmeni
tarafından yapılması gerekmektedir. Olağan
sınıflarda uygulanabilecek önlemler şöylece
belirlenebilir:
1.
Öğretmen sınıfında yukarıda belirtilen özelliklerde
çocuklarla her semtte ve her sosyoekonomik tabakada
karşılaşabilir. Ancak çok üstün olanlarla tüm
öğretmenlik süresince ancak bir kez karşılaşabilir.
2.
Bu özellikler, öğretmeni paniğe düşürmemelidir.
Çünkü, üstün zekâlı çocuğun öğretmeninin de mutlaka
üstün zekâlı olması gerekmez. Normal bir öğretmen,
çeşitli açılardan üstün zekâlı çocuklara kaynaklık
ve önderlik yapabilir.
3.
Sınıftaki üstün zekâlıların tümü, sınıf
çalışmalarına karşı istekli ve ilgili olmayabilir.
Bunun nedeni sınıf etkinliklerinin yeterince uyarıcı
olmamasından olabilir. Bunu gidermek için, proje
çalışmaları, ilgi alanlarını çeşitlendirme ve daha
üst konularla programı derinlemesine ve dikey
zenginleştirme yapması gerekir. Konuların sunumunda
ve öğrenilmesinde tekrara dayalı anlatımlardan,
ödevlerden rutin iş ve görevlerden kaçınmak gerekir.
4.
Sınıfta bu öğrencilere daha zor soruların sorulması,
yeni fikirler üretmelerine fırsat tanınması gerekir.
Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, yanıt
vermede diğer çocuklara öncelik verilmesinin üstün
zekâlı çocukları dersten ve okuldan soğutabileceğini
unutmamak gerektiğidir.
5.
Derslerle ilgili olarak araştırma ağırlıklı ek ev
ödevlerinin verilmesi gerekir.
6.
İlgilendikleri alanlarda proje çalışmaları yapmasına
ve sınıf arkadaşlarına sunarak paylaşmasına olanak
tanımalıdır. Uygulaması hemen pratik olmayan ya da
hemen olası görülmeyen yaratıcı fikirlerini
dinlememek, ertelemek ya da ret etmek çocuğun
zihinsel kapasitesini geliştirmesini engeller.
7.
Çalışmaları, grupları ve sınıf oyunlarını
yönetmelerine fırsat tanınmalıdır.
8.
Sınıf düzeyini temel almaksızın konularda kendi
hızlarına göre ilerlemelerine fırsat tanınmalıdır.
Bu konuda teftiş yapan denetçilerin de uyarılması ve
bilgilendirilmesi gerekmektedir.
9.
Üstün zekâlı çocukların ihtiyaçları karşılanırken
çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. En önemli sorun,
öğrencilerin zihinsel yeteneklerinin büyük
farklılıklar göstermesidir. Sınıflar yükseldikçe,
zihinsel yetenekler açısından söz konusu
değişkenlikler artar. Tıpkı ayrı hızla yarışan
otomobillerin yol uzadıkça aralarındaki mesafenin
açılması gibi, zihinsel gelişme hızları biri
birinden farklı olan çocukların aralarındaki fark da
okulda geçen süre uzadıkça artar.
Üstün zekâlı çocukların olağan okul programlarına
yerleştirilmesinde özellikle öğretmenlerin seçimi
oldukça önemlidir. Bu nedenle çocuklar okula kayıt
ettirilmeden önce aşağıda belirtilen özellikleri
taşıyan öğretmenleri aramak ve bu öğretmenlerle
öğretime başlamak önerilebilir.
Öğretmen Özellikleri;
•
Kapsamlı bir meslek tecrübesine ve yapılan hataları
kabul edebilme yeteneğine sahip olma.
•
Her şeyi bildiğini sanan ve kendisini bütün
bilgilerin kaynağı olduğunu iddia eden bir sınıf
öğretmeni bu çocuklarla başarısızlığa uğrar.
•
Öğretmenin “ bilmiyorum” diyebilmesi gerekir.
•
Çocuğu uygun kaynaklara yönlendirebilmelidir.
•
Geniş bir tecrübeye sahip olmalıdır.
•
Benlik duyguları güçlü, iradeleri yüksek olmalıdır.
•
Kendilerine değer verir ve güvenirler.
•
Diğer kişilere ve özellikle öğrencilerine değer
verir, önemser ve saygı duyar.
•
Ortalama üstü zekâya sahiptirler.
•
Esnek, yeni fikirlere açık, entellektüel, edebiyat
ve sanat konularına ilgili, bilgisini geliştirmeye
hevesli.
•
Baskı ve zorlama yerine, yol gösterici, rehber
kişilerdir.
•
Demokratik, işbirlikçi, yenilikçi, deneyimlerde
hoşlanan bireylerdir.
•
İmgelem gücünü ve üretkenliği destekleyen, saygı
duyan ve espiri yapmaktan hoşlanan bireylerdir.
Prof.Dr.Ayşegül ATAMAN
Gazi Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi |